İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 28 / 235
28

Evet, âmm ve şümûllü olan nazar ve şuûrunu Sâni'in ibâdetine ve muhabbetine sarf ve san'atını istihsân, takdir ve teşhîrine tevcîh ve ni'metlerinin şükrüne istimâl eden bir ferd, verdiği ni'metlere karşı şükür isteyen ve yarattığı mahlûkatı ibâdete, şükre dâvet eden Sâni'in hàs muhâtab ve habîbidir.

Ey insanlar! Zikredilen ahvâl ve şuûnâtla muttasıf olan Hazret-i Muhammed’in (A.S.M.) Sâni'in o ferd-i ferîd dediğimiz muhâtab-ı hàssı olmamasına imkân var mıdır? Ve tarihinizin gösterdiği nev'-i beşerden en büyük insanlar arasında, bu makama daha lâyık diğer bir şahıs var mıdır?

Ey gözleri sağlam ve kalbleri kör olmayan insanlar! Bakınız, insan âleminde iki dâire ve iki levha vardır:

Birinci dâire: Rubûbiyet dâiresidir.

İkinci dâire: Ubûdiyet dâiresidir.

Birinci levha: Hüsn-ü san'attır.

İkinci levha ise: Tefekkür ve istihsândır.

Bu iki dâire ile iki levha arasındaki münâsebete bakınız ki, ubûdiyet dâiresi bütün kuvvetiyle rubûbiyet dâiresi hesabına çalışıyor. Tefekkür, teşekkür, istihsân levhası da bütün işâretleriyle hüsn-ü san'at ve ni'met levhasına bakıyor. Bu hakikati gözün ile gördükten sonra rubûbiyet ve ubûdiyet dâirelerinin reisleri arasında en büyük bir münâsebetin bulunmamasına aklınca imkân var mıdır? Ve Sâni'in makàsıdına kemâl-i ihlâs ile hizmet eden ubûdiyet reisinin Sâni' ile azîm bir münâsebeti ve kavî bir intisabı ve o intisab ile her iki dâire reisleri arasında bir muârefe ve mükâleme ve alışverişin olmamasına ihtimal var mıdır? Öyle ise, bilbedâhe tahakkuk etti ki, ubûdiyet reisi, rubûbiyetin hàs mahbûb ve makbûlüdür.

Ey insan! Bu süslü masnûâtı envâ'-ı mehâsinle tezyîn eden ve bütün zîhayat olanların zevklerine, iştihâlarına göre bu kadar ni'metleri in'âm eden Sâni'in en kâmil, en cemîl ve ibâdetine kemâl-i iştiyakla teveccüh eden ve Sâni'in mehâsin-i san'atına takdir ve istihsânatıyla arş ve ferşi taraba, sevinmeye getiren ve Sâni'in ihsânatına yaptığı teşekkürât ve tekbirat ile berr ve bahri cezbeye getiren şu güzel mahlûk ve masnû'una iltifat edip sözünü nazar-ı itibara almaması ve teşekkürâtına mukàbele etmemesi ve teveccüh edip kendisiyle konuşmaması ve iktidarına göre bütün mahlûkata bir imâm ve mürşid yapmaması imkânı var mıdır? ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.