| |Sahife|
|:-:|:-:|
|ONUNCU RİSALE
Diğerlerine nisbetle büyük olan bu risalede, Sözler’den bazılarının hülâsalarıyla, müteferrik ve muhtelif mevzûlardan ibaret “İ'lem”ler vardır.
Birinci “İ'lem”inde ﴾ وَجَعَلْنَاهَا رُجُومًا لِلشَّيَاطِينِ ﴿ âyet-i kerîmesinin tefsirini, semâvâta çıkmak isteyen şeytanların recm edilmelerini “Yedi Basamak” ile beyân eder.
Birinci basamağında: Semâdaki sükûnet ve sükûta ve intizama işâretle der ki: “Semâ ehli, arz ehli gibi hayırların ve şerlerin karışmasından ve zıtların ictimâ'ından meydâna gelen münâkaşa ve ihtilâfât ve tezebzüb içinde değillerdir. Belki onlar, kendilerine Hàlıkları tarafından emredilen şeyleri kemâl-i itâatle yapan mutî'lerdir.”
Şeytanların recmedilmelerini beyân ve isbâttan sonra başka bir “İ'lem”de (Üstadımız) Kur'ândan istifade ettiği dört tarîki dört hatve ile gayet vecîz bir tarzda izâh eder. Risale-i Nur’un Sözler kısmında mufassal izâhı bulunan bu “İ'lem” çok mühimdir.
Diğer bir "İ'lem”inde, ubûdiyetin mukaddime-i mükâfât-ı lâhika değil, netice-i ni'met-i sâbıka olduğunu beyândan sonra çok hakikatli ve geniş mânâdaki “İ'lem”lere geçerek “Nurun İlk Kapısı”nda ve “Küçük Sözler”de bir derece meâlleri bulunan hakikatlerin izâhıyla bu kıymetdâr ve mühim risale hitâma erer. Bu kıymetdâr risalenin münderecâtından şems gibi nurlu kamer gibi parlak bir misâli şudur: Kur'ân-ı Hakîm kâinâttaki insana râci' ve menfaatli olan eşyayı ihtar için zikrediyor. Yoksa Kur'ân-ı Hakîm’in o beyânâtı yalnız o fâidesine inhisar etmiyor. Çünkü insan kendisiyle alâkası olan ve fâidesi dokunan bir zerreye, kendisi ile alâkası olmayan bir şems’ten ziyâde ehemmiyet verir. Meselâ:
﴿ وَالْقَمَرَ قَدَّرْنَاهُ مَنَازِلَ ﴾ ﴿ لِتَعْلَمُوا عَدَدَ السِّنِينَ وَالْحِسَابَ ﴾
Yani, kamerin küre-i arz etrafında devrinin Cenâb-ı Hak tarafından takdir edilmesinin pek çok hikmetlerinden bir hikmeti de beşerin günlerini, aylarını, senelerini hesab etmesi, bilmesidir. Yoksa kamerin takdiri, bizce çok lüzumu bulunan bu fâidesine inhisar etmez. Hàlık-ı Zülcelâl’in esmâsına âyinedârlık eden binler hikmetleri daha var.
Bu kıymetdâr risalenin âhirinde, altı katrede İ'câz-ı Kur'ânı hülâsa eden küçük fakat o nisbette şümûllü bir risale vardır.|[178](/mesnevî-i-nuriye/onuncu-risale/2529/7/178/199#1782)|
