İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 454 / 456
454

Yirmi Sekizinci Lem'anın Fihristesinden Bir Parça

YİRMİSEKİZİNCİ LEM'ANIN FİHRİSTESİNDEN BİR PARÇA

BİRİNCİ NÜKTE: Hazret-i İmâm-ı Ali Radıyallahu Anhu, Kaside-i Ercûzesinde, اَحْرُفُ عُجْمٍ سُطِّرَتْ تَسْطِيرًا deyip, bu zamanda ta'mîm edilen ecnebî harflerine bakıp, bu cümledeki harflerin cifrî ve ebcedî rakamlarının bu zamana parmak basmalarıyla, vâki cereyan-ı küfriyâneye işâret ettiği gibi; hem Ercûzesinde, hem Ercûzeyi te'yid ve takviye eden Kaside-i Celcelûtiye’sinde, sarâhete yakın,

تُقَادُ سِرَاجُ النُّورِ سِرًّا بَيَانَةً ∗ تُقَادُ سِرَاجُ السُّرْجِ سِرًّا تَنَوَّرَتْ

fıkrasıyla, o cereyanın karşısında, vücûdu ziyâsıyla anlaşılan ve zulmetin pek şiddetli ve sisli, yakıcı dehşetine karşı sönmeyen ve gittikçe zulmeti yararak dünyayı ziyâlandırmaya çalışan Risale-i Nur’a ve müellifine hususî iltifatını,

اَقِدْ كَوْكَبِى بِالْاِسْمِ نُورًا وَبَهْجَةً ∗ مَدَى الدَّهْرِ وَالْاَيَّامِ يَا نُورُ جَلْجَلَتْ

deyip, âhirzamana kadar Risale-i Nur’un bedî' bir sûrette ışık vermesini ve yanmasını duâ ve niyâz eden ve Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânın en mühim bir şâkirdi ve ulûmunun birinci nâşiri olan Hazret-i İmâm-ı Ali Radıyallahu Anhu, bidâyet-i İslâmda, Kur'ânın aleyhine açılan çok kapılara karşı mübârek İsm-i A'zamı şefî' tutup, kahramanâne ve merdâne hakàik-ı şerîatı ve esâs-ı İslâmiyeti muhâfazaya çalıştığı gibi; âhirzamanda bütün bütün Kur'âna muhâlefet eden zındıka cereyanına karşı, aynı İsm-i A'zamı şefî' ve melce' ve tahassungâh ittihàz edip, cerhedilmez, Kur'ânın i'câzından gelen ve hâtem-i mu'cizeyi gösteren Risale-i Nur’un sönmez nuruyla ve susmaz lisânıyla şecâatkârâne mukàbele ve mukâvemet edip, yerin yüzünü yakıp çok çiçekleri kurutan zındıka nârını, İsm-i A'zamın kibriyâlı, azametli nuruyla ve ism-i Rahmân ve Rahîmin şefkatli ve re'fetli tecellîsinden nebeân eden âb-ı hayat ile söndüren; ve yanan yerlerde kuruyan nehir ve bağ çiçeklerine mukâbil, dağlarda ve kırlarda semâ yağmuru ve rahmetiyle harârete mütehammil ve şiddet-i bürûdete dayanıklı çiçekleri yetiştiren Risale-i Nur’u görmesi ve şefkatkârâne ve tesellîdârâne ve kerâmetkârâne bakması, Hazret-i İmâm-ı Ali Radıyallahu Anh’ın makam-ı velâyetinin iktiza ettiğini hakkalyakìn gösterir.

Hem Kaside-i Celcelûtiye’nin bir kerâmeti olan فَيَا حَامِلَ الْاِسْمِ الَّذِي جَلَّ قَدْرُهُ dan başlayan üç-dört satırda kuvvetli emâre ve delilden,

Birinci Emâre: فَيَا حَامِلَ الْاِسْمِ الَّذِي جَلَّ قَدْرُهُ cifir ve ebcedî hesabıyla bin üçyüz elliüç senesi ki, Risale-i Nur şâkirdlerinin en sıkıntılı bir zamanına ve o zamanda, “Sekîne” tâbir edilen, İsm-i A'zamı yetmişbir âyet ile yüz yetmişbir defa dâimî vird eden Risale-i Nur müellifinin isimlerine tevâfuk

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.