İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 377 / 456
377

tedbirleri dahi, herşeye taalluk eden bir ilim ile ve herşeyde hükmeden nihâyetsiz bir hikmetle olabilmesi, Senin ihâta-i ilmine ve hikmetine delâlet eder.

Hem, zeminde kısa bir zamanda hadsiz vazifeler gören ve hadsiz bir zaman yaşayacak gibi isti'dat ve manevî cihâzât ile techiz edilen ve zemin mevcûdâtına tasarruf eden insan için, bu ta'limgâh-ı dünyada ve bu muvakkat ordugâh-ı zeminde ve bu muvakkat meşherde, bu kadar ehemmiyet, bu hadsiz masraf, bu nihâyetsiz tecelliyât-ı Rubûbiyet, bu hadsiz hitâbât-ı Sübhâniye ve bu gayetsiz ihsânat-ı İlâhiye; elbette ve herhalde, bu kısacık ve hüzünlü ömre ve bu karışık kederli hayata, bu belâlı ve fânî dünyaya sığışmaz. Belki, ancak başka ve ebedî bir ömür ve bâkî bir dâr-ı saâdet için olabildiği cihetinden, âlem-i bekàda bulunan ihsânat-ı uhreviyeye işâret, belki şehâdet eder.

Ey Hàlık-ı Külli Şey!

Zeminin bütün mahlûkatı, Senin mülkünde, Senin arzında, Senin havl ve kuvvetin ile ve Senin kudretin ve irâdetin ile ve ilmin ve hikmetin ile idare olunuyorlar ve musahhardırlar. Ve zemin yüzünde fa'âliyeti müşâhede edilen bir Rubûbiyet, öyle ihâta ve şümûl gösteriyor ve Onun idaresi ve tedbiri ve terbiyesi öyle mükemmel ve öyle hassastır ve her taraftaki icraatı öyle birlik ve beraberlik ve benzemeklik içindedir ki, tecezzî kabûl etmeyen bir küll ve inkısamı imkânsız bulunan bir küllî hükmünde bir tasarruf, bir Rubûbiyet olduğunu bildiriyor... Hem zemin bütün sekenesiyle beraber, lisân-ı kàlden daha zâhir hadsiz lisânlarla Hàlık’ını takdis ve tesbih ve nihâyetsiz ni'metlerinin lisân-ı hâlleriyle Rezzâk-ı Zülcelâl’inin hamd ve medh ü senâsını ediyorlar...

Ey şiddet-i zuhûrundan gizlenmiş ve ey azamet-i kibriyâsından istitar etmiş olan Zât-ı Akdes!

Zeminin bütün takdisât ve tesbihâtıyla Seni; kusurdan, aczden, şerîkten takdis ve bütün tahmîdât ve senâlarıyla Sana hamd ve şükrederim.

Bahirler, Nehirler, Çeşmeler, Irmaklar

Ey Rabbü'l-berri ve'l-bahr!

Kur'ânın dersiyle ve Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın ta'limiyle anladım ki: Nasıl gökler ve fezâ ve zemin, Senin birliğine ve varlığına şehâdet ederler, öyle de, bahirler, nehirler ve çeşmeler ve ırmaklar, Senin vücûb-u vücûduna ve vahdetine bedâhet derecesinde şehâdet ederler. Evet, bu dünyamızın menba'-ı acâib buhar kazanları hükmünde olan denizlerde hiçbir mevcûd hattâ hiçbir katre su yoktur ki; vücûduyla, intizamıyla, menfaatiyle ve vaziyetiyle Hàlık’ını bildirmesin. Ve basit bir kumda ve basit bir suda rızıkları mükemmel bir sûrette verilen garîb mahlûklardan

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.