şefkatini göstereceği gibi, yeni dünyaya geldiği zaman ehl-i keşfin tasdikiyle vâlidesi onun münâcâtından “ümmetî, ümmetî” işitmiş. Hem bütün tarih-i hayatı ve neşrettiği şefkatkârâne mekârim-i ahlâk, kemâl-i şefkat ve re'fetini gösterdiği gibi ümmetinin hadsiz salavâtına hadsiz ihtiyaç göstermekle, ümmetinin bütün saâdetleriyle kemâl-i şefkatinden alâkadar olduğunu göstermekle hadsiz bir şefkatini göstermiş. İşte bu derece şefkatli ve merhametli bir rehberin Sünnet-i Seniyesine mürâat etmemek, ne derece nankörlük ve vicdânsızlık olduğunu kıyâs eyle.
İkinci Nükte
İKİNCİ NÜKTE
Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, küllî ve umumî vazife-i Nübüvvet içinde bazı hususî, cüz'î maddelere karşı azîm bir şefkat göstermiştir. Zâhir hâle göre o azîm şefkati o hususî, cüz'î maddelere sarf etmesi, vazife-i Nübüvvetin fevkalâde ehemmiyetine uygun gelmiyor. Fakat hakikatte o cüz'î madde, küllî, umumî bir vazife-i Nübüvvetin medârı olabilecek bir silsilenin ucu ve mümessili olduğundan, o silsile-i azîmenin hesabına, onun mümessiline fevkalâde ehemmiyet verilmiş.
Meselâ, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Hazret-i Hasan ve Hüseyin’e karşı küçüklüklerinde gösterdikleri fevkalâde şefkat ve ehemmiyet-i azîme, yalnız cibillî şefkat ve hiss-i karâbetten gelen bir muhabbet değil, belki vazife-i Nübüvvetin bir hayt-ı nurânîsinin bir ucu ve veraset-i Nebeviyenin gayet ehemmiyetli bir cemâatinin menşe'i, mümessili, fihristesi cihetiyledir.
Evet, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Hazret-i Hasan’ı (R.A.) kemâl-i şefkatinden kucağına alarak başını öpmesiyle, Hazret-i Hasan’dan (R.A.) teselsül eden nurânî nesl-i mübârekinden, Gavs-ı A'zam olan Şah-ı Geylânî gibi, çok mehdi-misâl verese-i Nübüvvet ve hamele-i Şerîat-ı Ahmediye (A.S.M.) olan zâtların hesabına Hazret-i Hasan’ın (R.A.) başını öpmüş. Ve o zâtların istikbâlde edecekleri hizmet-i kudsiyelerini nazar-ı Nübüvvetle görüp takdir ve istihsân etmiş. Ve takdir ve teşvike alâmet olarak Hazret-i Hasan’ın (R.A.) başını öpmüş.
Hem Hazret-i Hüseyin’e karşı gösterdikleri fevkalâde ehemmiyet ve şefkat, Hazret-i Hüseyin’in (R.A.) silsile-i nurâniyesinden gelen Zeynelâbidîn, Cafer-i Sâdık gibi eimme-i àlîşân ve hakîki verese-i Nebeviye gibi pek çok mehdi-misâl zevât-ı nurâniyenin nâmına ve Din-i İslâm ve vazife-i Risalet hesabına boynunu öpmüş, kemâl-i şefkat ve ehemmiyetini göstermiştir.
Evet, Zât-ı Ahmediye’nin (A.S.M.) gayb-âşinâ kalbiyle, dünyada Asr-ı Saâdetten ebed tarafında olan meydân-ı haşri temâşâ eden ve yerden
