Eğer ihlâs ile, niyet-i sâdıka ile o havadaki kelimeler hayatlansalar, lezzetli birer meyve gibi rûhânilerin kulaklarına girer.
Eğer rızâ-yı İlâhî ve ihlâs o havadaki kelimelere hayat vermezse, dinlenilmez; sevâb da yalnız ağızdaki kelimeye münhasır kalır. Seslerinin ziyâde güzel olmadığından, dinleyenlerin azlığından sıkılan hâfızların kulakları çınlasın!
Dördüncü Sebeb
DÖRDÜNCÜ SEBEB
Ehl-i hidayetin rekabetkârâne ihtilâfı, âkıbeti düşünmemekten ve kasr-ı nazardan olmadığı gibi; ehl-i dalâletin samîmâne ittifakları, âkıbet-endişlikten ve yüksek nazardan değildir.
Belki ehl-i hidayet, hak ve hakikatin te'siriyle, nefsin kör hissiyatına kapılmayarak, kalbin ve aklın dûr-endişâne temâyülâtına tâbi olmakla beraber, istikameti ve ihlâsı muhâfaza edemediklerinden, o yüksek makamı muhâfaza edemeyip ihtilâfa düşüyorlar.
Ehl-i dalâlet ise, nefsin ve hevânın te'siriyle, kör ve âkıbeti görmeyen ve bir dirhem hazır lezzeti bir batman ilerideki lezzete tercih eden hissiyatın mukteziyâtıyla, birbirine samîmî olarak, muaccel bir menfaat ve hazır bir lezzet için şiddetli ittifak ediyorlar. Evet, dünyevî ve hazır lezzet ve menfaat etrafında aşağı, kalbsiz nefis-perestler samîmî ittifak ve ittihâd ediyorlar.
Ehl-i hidayet, âhirete ait ve ileriye müteallik semerât-ı uhreviyeye ve kemâlâta, kalb ve aklın yüksek düsturlarıyla müteveccih oldukları için; esâslı bir istikamet ve tam bir ihlâs ve gayet fedâkârâne bir ittihâd ve ittifak olabilirken; enâniyetten tecerrüd edemedikleri için; ifrat ve tefrit yüzünden, ulvî bir menba'-ı kuvvet olan ittifakı kaybedip, ihlâs da kırılır ve vazife-i uhreviye de zedelenir, kolayca rızâ-yı İlâhî de elde edilmez.
Bu mühim marazın merhemi ve ilâcı, “El-hubbu fillâh” sırrıyla: Tarîk-ı hakta gidenlere refâkatle iftihar etmek,
Ve arkalarından gitmek,
Ve imâmlık şerefini onlara bırakmak,
Ve o hak yolunda kim olursa olsun kendinden daha iyi olduğunun ihtimaliyle enâniyetinden vazgeçip ihlâsı kazanmak,
Ve ihlâs ile bir dirhem amel, ihlâssız batmanlarla amellere râcih olduğunu bilmekle;
Ve tâbiiyeti dahi sebeb-i mes'ûliyet ve hatarlı olan metbûiyete tercih etmekle o marazdan kurtulur ve ihlâsı kazanır, vazife-i uhreviyesini hakkıyla yapabilir.
