İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 43 / 456
43

gitmekliğim için arzumun hilâfına olarak teşebbüs edenlere, ictihâdınca, güyâ menfaatim için iştirâk etmedi, re'y vermedi. Güyâ, ben hududa gitseydim, hem Hizmet-i Kur'âniye siyasetsiz, sâfî olmayacak, hem onu Van’dan çıkaracak idiler diye iştirâk etmedi. Maksadının aksiyle şefkatli bir tokat yedi. Hem Van’dan, hem o güzel evinden, hem memleketinden ayrıldı. Ergani’ye gitmeye mecbur kaldı.

Üçüncüsü

ÜÇÜNCÜSÜ: Hizmet-i Kur'âniyenin pek mühim bir a'zâsı olan Hulûsî Bey, Eğirdir’den memlekete gittiği vakit, saâdet-i dünyeviyeyi tam zevk ettirecek ve te'min edecek esbâb bulunduğundan, bir derece, sırf uhrevî olan Hizmet-i Kur'âniyede fütûra yüz göstermeye dair esbâb hazırlandı. Çünkü, hem çoktan görmediği peder ve vâlidesine kavuştu, hem vatanını gördü, hem şerefli, rütbeli bir sûrette gittiği için dünya ona güldü, güzel göründü. Hâlbuki Hizmet-i Kur'âniyede bulunana, ya dünya ona küsmeli veya o dünyaya küsmeli. Tâ ihlâsla, ciddiyetle Hizmet-i Kur'âniyede bulunsun.

İşte, Hulûsî’nin kalbi çendan lâyetezelzel idi. Fakat bu vaziyet onu fütûra sevk ettiğinden, şefkatli tokat yedi. Tam bir-iki sene bazı münâfıklar ona musallat oldular. Dünyanın lezzetini de kaçırdılar. Hem dünyayı ondan, hem onu dünyadan küstürdüler. O vakit vazife-i maneviyesindeki ciddiyete tam mânâsıyla sarıldı.

Dördüncüsü

DÖRDÜNCÜSÜ: Muhâcir Hâfız Ahmed’dir. O kendisi söylüyor:

“Evet, ben itiraf ediyorum ki, Hizmet-i Kur'âniyede âhiretim nokta-i nazarında ictihâdımda hatâ ettim. Hizmete fütûr verecek bir arzuda bulundum. Şefkatli, fakat şiddetli ve keffâretli bir tokat yedim. Şöyle ki: Üstadım yeni icâdlara (∗) [^2] tarafdâr olmadığı için –benim câmim onun komşusudur; şühûr-u selâse geliyor– câmimi terk etsem, hem ben çok sevâb kaybediyorum, hem mahalle namazsızlığa alışacak. Yeni usûl yapmazsam men'edileceğim. İşte bu ictihâda göre, rûhum kadar sevdiğim Üstadımın muvakkaten başka bir köye gitmesini arzu ettim. Bilmedim ki, o yerini değiştirse, başka bir memlekete gitse, Hizmet-i Kur'âniyeye muvakkaten fütûr gelir. Tam o sıralarda ben tokat yedim. Şefkatli, fakat öyle dehşetli bir tokat yedim ki, üç aydır daha aklım başıma gelmedi. Fakat, Lillâhi'l-Hamd, Üstadımın kat'î ihbarıyla, ona ihtar edilmiş ki, o musîbetin her dakikası bir gün ibâdet hükmünde olduğunu Rahmet-i İlâhiyeden ümîdvâr olabiliriz. Çünkü o hatâ bir garaza binâen değildi. Sırf âhiretimi düşünmek noktasında o arzu geldi.”

[^2]:(∗) Yani, Türkçe ezân gibi, Şeâir-i İslâmiyeye muhâlif bid'atlardır.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.