İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 234 / 456
234

Ben de sizin gibi ihtiyarım. İhtiyarlık zamanında ara sıra bulduğum ricâları ve o ricâlardaki tesellî nuruna sizi de teşrîk etmek arzusuyla başımdan geçen bazı hâlâtı yazacağım. Gördüğüm ziyâ ve rastgeldiğim ricâ kapıları, elbette benim nâkıs ve müşevveş isti'dâdıma göre görülmüş, açılmış. İnşâallâh sizlerin sâfî ve hàlis isti'datlarınız, gördüğüm ziyâyı parlattıracak, bulduğum ricâyı daha ziyâde kuvvetleştirecek.

İşte, gelecek o ricâların ve ziyâların menba'ı, mâdeni, çeşmesi, îmândır.

İkinci Ricâ

İKİNCİ RİCÂ

İhtiyarlığa girdiğim zaman, birgün güz mevsiminde, ikindi vaktinde, yüksek bir dağda dünyaya baktım. Birden, gayet rikkatli ve hazîn ve bir cihette karanlıklı bir hâlet bana geldi. Gördüm ki, ben ihtiyarlandım; gündüz de ihtiyarlanmış; sene de ihtiyarlanmış; dünya da ihtiyarlanmış. Bu ihtiyarlıklar içinde dünyadan firâk ve sevdiklerimden iftirak zamanı yakınlaştığından, ihtiyarlık beni ziyâde sarstı. Birden, Rahmet-i İlâhiye öyle bir sûrette inkişaf etti ki, o rikkatli hazîn firâkı, kuvvetli bir ricâ ve parlak bir tesellî nuruna çevirdi. Evet, ey benim gibi ihtiyarlar! Kur'ân-ı Hakîmde yüz yerde “Errahmânirrahîm” sıfatlarıyla kendini bizlere takdim eden ve dâima zeminin yüzünde merhamet isteyen zîhayatların imdâdına rahmetini gönderen ve gaybdan her sene baharı hadsiz ni'met ve hediyeleriyle doldurup rızka muhtaç bizlere yetiştiren ve za'f ve acz derecesi nisbetinde rahmetinin cilvesini ziyâde gösteren bir Hàlık-ı Rahîmimizin rahmeti, bu ihtiyarlığımızda en büyük bir ricâ ve en kuvvetli bir ziyâdır. Bu rahmeti bulmak, îmân ile o Rahmân’a intisab etmek ve ferâizi kılmakla O’na itâat etmektir.

Üçüncü Ricâ

ÜÇÜNCÜ RİCÂ

Bir zaman gençlik gecesinin uykusundan ihtiyarlık sabahıyla uyandığım vakit kendime baktım, vücûdum kabir tarafına bir inişten koşar gibi gidiyor. Niyâzi-i Mısrî’nin

Günde bir taşı bina-yı ömrümün düştü yere,

Can yatar gâfil, binası oldu vîran bîhaber...

dediği gibi, rûhumun hânesi olan cismimin de her gün bir taşı düşmekle yıpranıyor; ve dünya ile beni kuvvetli bağlayan ümîdlerim, emellerim kopmaya başladılar. Hadsiz dostlarımdan ve sevdiklerimden müfârakat zamanının yakınlaştığını hissettim. O manevî ve çok derin ve devâsız görünen yaranın merhemini aradım, bulamadım. Yine Niyâzi-i Mısrî gibi dedim ki:

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.