şahsının mevtini gördüğü gibi, bir parça öbür tarafa gitse asrının ölümünü de görür; daha bir parça öbür tarafa gitse dünyanın ölümünü de müşâhede eder, ihlâs-ı etemme yol açar.
İmân-ı Tahkîkînin Kuvveti
İkinci sebeb, îmân-ı tahkîkînin kuvvetiyle ve mârifet-i Sâni'i netice veren masnûâttaki tefekkür-ü îmânîden gelen lemeât ile bir nev'i huzur kazanıp, Hàlık-ı Rahîmin hazır, nâzır olduğunu düşünüp, Ondan başkasının teveccühünü aramayarak, huzurunda başkalarına bakmak, meded aramak o huzurun edebine muhâlif olduğunu düşünmekle o riyâdan kurtulup ihlâsı kazanır. Her ne ise, bunda çok derecât, merâtib var. Herkes kendi hissesine göre ne kadar istifade edebilse o kadar kârdır. Risale-i Nur’da riyâdan kurtaracak, ihlâsı kazandıracak çok hakàik zikredildiğinden, ona havâle edip burada kısa kesiyoruz.
İhlâsı kıran ve riyâya sevk eden pek çok esbâbdan iki-üçünü muhtasaran beyân edeceğiz.
Birincisi
Birincisi: Menfaat-i maddiye cihetinden gelen rekabet, yavaş yavaş ihlâsı kırar. Hem, netice-i hizmeti de zedeler. Hem o maddî menfaati de kaçırır.
Evet, hakikat ve âhiret için çalışanlara karşı bu millet, bir hürmet ve bir muâvenet fikrini dâima beslemiş. Ve bilfiil onların hakikat-i ihlâslarına ve sâdıkane olan hizmetlerine bir cihette iştirâk etmek niyetiyle, onların hâcât-ı maddiyelerinin tedârikiyle meşgul olup vakitlerini zâyi' etmemek için, sadaka ve hediye gibi maddî menfaatlerle yardım edip hürmet etmişler. Fakat bu muâvenet ve menfaat istenilmez, belki verilir. Hem kalben arzu edip muntazır kalmakla, lisân-ı hâl ile dahi istenilmez. Belki ummadığı bir hâlde verilir. Yoksa ihlâsı zedelenir. Hem ﴾ وَلَا تَشْتَرُوا بِآيَاتى۪ ثَمَنًا قَل۪يلًا ﴿ âyetinin nehyine yanaşır, ameli kısmen yanar.
İşte bu maddî menfaati arzu edip muntazır kalmak, sonra nefs-i emmâre, hodgâmlık cihetiyle o menfaati başkasına kaptırmamak için, hakîki bir kardeşine ve o hususî hizmette arkadaşına karşı bir rekabet damarı uyandırır. İhlâsı zedelenir, hizmette kudsiyeti kaybeder, ehl-i hakikat nazarında sakîl bir vaziyet alır. Ve maddî menfaati de kaybeder. Her ne ise, bu hamur çok su götürür. Kısa kesip, yalnız, hakîki kardeşlerimin içinde sırr-ı ihlâsı ve samîmî ittifakı kuvvetleştirecek iki misâl söyleyeceğim.
Birinci misâl: Ehl-i dünya, büyük bir servet ve şiddetli bir kuvvet elde etmek için, hattâ bir kısım ehl-i siyaset ve hayat-ı ictimâiye-i beşeriyenin mühim âmilleri ve komiteleri, iştirâk-i emvâl düsturunu kendilerine
