İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 46 / 456
46

bir miftâhı olan tevâfukâta dair Isparta’daki talebelerin fikirlerini istimzaç ettim. Ondan başkaları kemâl-i şevkle iştirâk ettiler. O zât başka bir fikirde ve başka bir merakta bulunduğu için, iştirâk etmemekle beraber, beni de kat'î bildiğim hakikatten vazgeçirmek istedi. Cidden bana dokunmuş bir mektûb yazdı. “Eyvâh!” dedim, “Bu talebemi kaybettim.” Çendan fikrini tenvir etmek istedim. Başka bir mânâ daha karıştı. Bir şefkat tokadını yedi. Bir seneye karîb, bir halvethânede (yani hapiste) bekledi.

Dokuzuncusu

DOKUZUNCUSU: Büyük Hâfız Zühtü'dür. Bu zât, Ağrus’taki Nur talebelerinin başında nâzırları hükmünde olduğu bir zaman, Sünnet-i seniyeye ittibâ' ve bid'alardan ictinâbı meslek ittihàz eden talebelerin manevî şerefini kâfî görmeyerek ve ehl-i dünyanın nazarında bir mevki kazanmak emeliyle, mühim bir bid'anın muallimliğini derûhde etti. Tamamıyla mesleğimize zıt bir hatâ işledi. Pek müdhiş bir şefkat tokadını yedi.Hânedânının şerefini zîr ü zeber edecek bir hâdiseye ma'rûz kaldı. Fakat, maatteessüf, Küçük Hâfız Zühtü, hiç tokada istihkakı yokken, o elîm hâdise ona da temâs etti. Belki, inşâallâh, o hâdise onun kalbini dünyadan kurtarıp tamamıyla Kur'ân’a vermek için bir ameliyât-ı cerrâhiye-i nâfia hükmüne geçer.

Onuncusu

ONUNCUSU: Hâfız Ahmed (R.H.) nâmında bir adamdır. Bu zât, risalelerin yazmasında iki üç sene teşvikkârâne bir sûrette bulunuyordu ve istifade ediyordu. Sonra ehl-i dünya zaîf bir damarından istifade etti. O şevk zedelendi. Ehl-i dünyaya temâs etti, belki o cihetle ehl-i dünyanın zararını görmesin, hem onlara sözünü geçirsin ve bir nev'i mevki kazansın ve dar olan maîşetine bir sühûlet olsun. İşte, Hizmet-i Kur'âniyeye o sûretle, o yüzden gelen fütûr ve zarara mukâbil iki tokat yedi. Biri: Dar maîşetiyle beraber beş nüfûs daha ilâve edildi, perîşaniyeti ehemmiyet kesbetti. İkinci tokat: Şeref ve haysiyet noktasında hassas ve hattâ bir tek adamın tenkid ve i'tirâzını çekemeyen o zât, bilmeyerek bazı dessâs insanlar onu öyle bir sûrette kendilerine perde ettiler ki, şerefi zîr ü zeber oldu, yüzde doksanını kaybetti ve yüzde doksan adamı aleyhine çevirdi. Her ne ise... Allah affetsin, belki inşâallâh bundan intibâha gelir, yine kısmen vazifesine döner.

On Birincisi

ONBİRİNCİSİ: Belki rızâsı yok diye yazılmadı.

On İkincisi

ONİKİNCİSİ: Muallim Gâlip’tir (R.H.). Evet, bu zât, sâdıkane ve takdirkârâne, risalelerin tebyizinde çok hizmet etti ve her müşkülât karşısında za'f göstermedi. Ekser günlerde geliyordu, kemâl-i şevkle dinliyordu ve istinsah ediyordu. Sonra kendine otuz lira ücret mukâbilinde

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.