İkinci Vecih
İKİNCİ VECİH: İnsan rızka çok mübtelâ olduğu için, rızka çalışmak bahânesi ubûdiyete mâni tevehhüm edip kendine bir özür bulmamak için, âyet-i kerîme diyor ki: “Siz ubûdiyet için halk olunmuşsunuz. Netice-i hilkatiniz ubûdiyettir. Rızka çalışmak, emr-i İlâhî noktasında bir nev'i ubûdiyettir. Benim mahlûkatım ve rızıklarını derûhde ettiğim nefisleriniz ve iyâliniz ve hayvanatınızın rızkını tedârik etmek, âdeta Bana ait rızık ve it'âmı ihzar etmek için yaratılmamışsınız. Çünkü Rezzâk Benim. Sizin müteallikàtınız olan ibâdımın rızkını Ben veriyorum. Siz bunu bahâne edip ubûdiyeti terk etmeyiniz.”
Eğer bu mânâ olmazsa, Cenâb-ı Hakk’a rızık vermek ve it'âm etmek muhâliyeti bedîhî ve ma'lûm olduğundan, i'lâm-ı ma'lûm kabîlinden olur. İlm-i belâğatta bir kaide-i mukarreredir ki, bir kelâmın mânâsı ma'lûm ve bedîhî ise, o mânâ murad değil, onun bir lâzımı, bir tâbii muraddır. Meselâ, sen birisine desen, “Sen hâfızsın”; o, ma'lûmu i'lâm kabîlinden olur. Demek maksûd mânâsı budur ki: “Ben senin hâfız olduğunu biliyorum.” Bildiğimi bilmediği için ona bildiriyorum.
İşte, bu kaideye binâen, âyet, Cenâb-ı Hakk’a rızık vermeyi ve it'âm etmeyi nefyetmekten kinâye olan mânâ şudur: “Bana ait olup ve rızıklarını taahhüd ettiğim mahlûkatıma rızık yetiştirmek için halk olunmamışsınız. Belki asıl vazifeniz ubûdiyettir. Evâmirime göre rızka çabalamak da bir nev'i ibâdettir.”
Üçüncü Vecih
ÜÇÜNCÜ VECİH: Sûre-i İhlâsta, nasıl ki ﴾ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ ﴿ zâhir mânâsı ma'lûm ve bedîhî olduğundan, o mânânın bir lâzımı muraddır. Yani, “Vâlide ve veledi bulunanlar ilâh olamazlar.” mânâsında ve Hazret-i İsâ (A.S.) ve Üzeyr (A.S.) ve melâike ve nücûmların ve gayr-ı hak ma'bûdların ulûhiyetlerini nefyetmek kasdıyla, “ezelî ve ebedî” mânâsında, Cenâb-ı Hakk’ın ﴾ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ ﴿ –gayet bedîhî ve ma'lûm– hükmettiği gibi, aynen onun gibi, bu misâlimizde de “Rızık ve it'âm kàbiliyeti olan eşya, ilâh ve ma'bûd olamazlar.” mânâsında, “Ma'bûd’unuz olan Rezzâk-ı Zülcelâl, sizden Kendine rızık istemez ve siz Onu it'âm için yaratılmamışsınız.” meâlindeki; “Rızka muhtaç ve it'âm edilen mevcûdât, ma'bûdiyete lâyık değiller..” demektir.
Said Nursî ∗∗∗
