Yirmidördüncü Lem'a
Yirmidördüncü Lem'a
(Tesettür hakkındadır)
Onbeşinci Notanın İkinci ve Üçüncü Mes'eleleri iken, ehemmiyetine binâen Yirmidördüncü Lem'a olmuştur.
﴿ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴾
﴿ يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِاَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَٓاءِ الْمُؤْمِن۪ينَ يُدْن۪ينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلَاب۪يبِهِنَّ ﴾
ilâ âhir.. âyeti tesettürü emrediyor. Medeniyet-i sefîhe ise, Kur'ânın bu hükmüne karşı muhâlif gidiyor. Tesettürü fıtrî görmüyor, “Bir esârettir.” diyor. (∗) [^1]
[^1]:(∗): Mahkemeye karşı ve mahkemeyi susturan lâyiha-i Temyizin müdafaâtından bir parça: "Ben de adliyenin mahkemesine derim ki: Bin üçyüzelli senede ve her asırda üçyüz elli-milyon insanların hayat-ı ictimâiyesinde en kudsî ve hakîki ve hakikatli bir düstur-u İlâhîyi, üçyüz ellibin tefsirin tasdiklerine ve ittifaklarına istinâden ve bin üçyüz elli sene zarfında geçmiş ecdâdımızın i'tikàdlarına iktidâen tefsir eden bir adamı mahkûm eden haksız bir kararı, elbette, rû-yi zeminde adâlet varsa, o kararı red ve bu hükmü nakzedecektir!"
Elcevab: Kur'ân-ı Hakîm’in bu hükmü, tam fıtrî olduğuna ve muhâlifi, gayr-ı fıtrî olduğuna delâlet eden çok hikmetlerinden yalnız “Dört Hikmet”ini beyân ederiz.
