İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 228 / 456
228

Mâdem hakikat budur; sendeki hastalık, kıymetdâr hayatı sâfîleştirmek, kuvvetleştirmek, terakkî ettirmek ve vücûdundaki sâir cihâzât-ı insaniyeyi o hastalıklı uzvun etrafına muâvenetdârâne müteveccih etmek ve Sâni'-i Hakîmin ayrı ayrı isimlerinin nakışlarını göstermek gibi çok vazifeler için, o hastalık senin vücûduna misâfir olarak gönderilmiştir. İnşâallâh çabuk vazifesini bitirir, gider. Ve âfiyete der ki:

“Sen gel, benim yerimde dâimî kal, vazifeni gör. Bu hâne senindir, âfiyetle kal.”

Yirminci Devâ

YİRMİNCİ DEVÂ

Ey derdine derman arayan hasta!

Hastalık iki kısımdır. Bir kısmı hakîki, bir kısmı vehmîdir.

Hakîki kısmı ise, Şâfi-i Hakîm-i Zülcelâl, küre-i arz olan eczâhâne-i kübrâsında, her derde bir devâ istif etmiş. O devâlar ise dertleri isterler. Her derde bir derman halk etmiştir. Tedâvi için ilâçları almak, istimâl etmek meşrûdur; fakat te'siri ve şifâyı Cenâb-ı Hak’tan bilmek gerektir. Dermanı O verdiği gibi, şifâyı da O veriyor.

Hâzık, mütedeyyin hekimlerin tavsiyelerini tutmak, ehemmiyetli bir ilâçtır. Çünkü ekser hastalıklar sû-i istimâlâttan, perhizsizlikten ve isrâftan ve hatîâttan ve sefâhetten ve dikkatsizlikten geliyor. Mütedeyyin hekim, elbette meşrû bir dâirede nasihat eder ve vesâyâda bulunur. Sû-i istimâlâttan, isrâfâttan men' eder, tesellî verir. Hasta, o vesâyâ ve o tesellîye i'timâd edip hastalığı hafifleşir; sıkıntı yerinde bir ferâhlık verir.

Amma vehmî hastalık kısmı ise, onun en müessir ilâcı, ehemmiyet vermemektir. Ehemmiyet verdikçe o büyür, şişer. Ehemmiyet vermezse küçülür, dağılır. Nasıl ki arılara iliştikçe insanın başına üşüşürler; aldırmazsan dağılırlar. Hem karanlıkta gözüne sallanan bir ipten gelen bir hayâle ehemmiyet verdikçe büyür, hattâ bazen onu divâne gibi kaçırır. Ehemmiyet vermezse, âdi bir ipin yılan olmadığını görür, başındaki telâşına güler.

Bu vehmî hastalık çok devam etse, hakikate inkılâb eder. Vehham ve asabî insanlarda fenâ bir hastalıktır; habbeyi kubbe yapar, kuvve-i maneviyesi kırılır. Hususan merhametsiz yarım hekimlere veyâhut insafsız doktorlara rastgelse, evhâmını daha ziyâde tahrîk eder. Zengin ise malı gider; yoksa ya aklı gider veya sıhhati gider.

Yirmi Birinci Devâ

YİRMİBİRİNCİ DEVÂ

Ey hasta kardeş! Senin hastalığında maddî elem var. Fakat o maddî elemin te'sirini izâle edecek ehemmiyetli bir manevî lezzet seni

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.