İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 384 / 456
384

Ey Kàdir-i Kayyûm!

Bütün zîhayat, zîrûh, zîşuûr, senin mülkünde, yalnız senin kuvvet ve kudretinle ve ancak senin irâde ve tedbirinle ve rahmet ve hikmetinle, rubûbiyetinin emirlerine teshìr ve fıtrî vazifelerle tavzif edilmişler. Ve bir kısmı, insanın kuvveti ve galebesi için değil, belki fıtraten insanın zaafı ve aczi için rahmet tarafından ona musahhar olmuşlar. Ve lisân-ı hâl ve lisân-ı kàl ile Sâni'lerini ve Ma'bûdlarını kusurdan, şerîkten takdis ve ni'metlerine şükür ve hamd ederek, herbiri ibâdet-i mahsûsasını yapıyorlar.

Ey şiddet-i zuhûrundan gizlenmiş ve ey azamet-i kibriyâsından perdelenmiş olan Zât-ı Akdes!

Bütün zîrûhların tesbihâtıyla seni takdis etmek niyet edip سُبْحَانَكَ يَا مَنْ جَعَلَ مِنَ الْمَاءِ كُلَّ شَىْءٍ حَىٍّ diyorum.

Enbiyâ, Evliyâ, Asfiyânın hülâsası olan kalblerinin ve akıllarının ...

Yâ Rabbe'l-Âlemîn! Yâ İlâhe'l-evvelîne ve'l-âhirîn!

Yâ Rabbe's-semâvâti ve'l-arâdîn!

Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın ta'limiyle ve Kur'ân-ı Hakîm’in dersiyle anladım ve îmân ettim ki: Nasıl semâ, fezâ, arz, berr ve bahr, şecer, nebât, hayvan efrâdıyla, eczâsıyla, zerrâtıyla seni biliyorlar, tanıyorlar ve varlığına ve birliğine şehâdet ve delâlet ve işâret ediyorlar; öyle de, kâinâtın hülâsası olan zîhayat ve zîhayatın hülâsası olan insan ve insanın hülâsası olan enbiyâ, evliyâ, asfiyânın hülâsası olan kalblerinin ve akıllarının müşâhedât ve keşfiyât ve ilhâmât ve istihrâcâtıyla yüzer icmâ ve yüzer tevâtür kuvvetinde bir kat'iyyetle Senin vücûb-u vücûduna ve Senin vahdâniyet ve ehadiyetine şehâdet edip ihbar ediyorlar. Mu'cizât ve kerâmât ve yakìnî bürhânlarıyla haberlerini isbât ediyorlar.

Evet kalblerde, perde-i gaybda ihtar edici bir Zâta bakan hiçbir hâtırât-ı gaybiye ve ilhâm edici bir Zâta baktıran hiçbir ilhâmât-ı sâdıka ve hakkal­yakìn sûretinde Sıfât-ı Kudsiye ve Esmâ-i Hüsnânı keşfeden hiçbir i'tikàd-ı yakìne ve enbiyâ ve evliyâda, bir Vâcibü'l-Vücûdun envârını aynelyakìn ile müşâhede eden hiçbir nurânî kalb ve asfiyâ ve sıddıkînde, bir Hàlık-ı Küllî Şey’in âyât-ı vücûbunu ve berâhin-i vahdetini ilmelyakìn ile tasdik eden, isbât eden hiçbir münevver akıl yoktur ki; Senin vücûb-u vücûduna ve sıfât-ı kudsiyene ve Senin vahdetine ve Ehadiyetine ve Esmâ-i Hüsnâna şehâdet etmesin, delâleti bulunmasın ve işâreti olmasın! Ve bilhassa, bütün enbiyâ ve evliyâ ve asfiyâ ve sıddıkînin imâmı ve reisi ve hülâsası olan Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın ihbarını tasdik eden hiçbir mu'cizât-ı bâhiresi ve hakkâniyetini gösteren hiçbir hakikat-i àliyesi ve bütün mukaddes ve hakikatli kitapların hülâsatü'l-hülâsası olan

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.