İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 136 / 456
136

İhlâsı kazandıran harekâtındaki sebebi sırf bir emr-i İlâhî ve neticesi rızâ-yı İlâhî olduğunu düşünmeli ve vazife-i İlâhiyeye karışmamalı.

Herşeyde bir ihlâs var. Hattâ muhabbetin de ihlâs ile bir zerresi, batmanlarla resmî ve ücretli muhabbete tereccuh eder. İşte bir zât bu ihlâslı muhabbeti böyle tâbir etmiş:

وَمَا اَنَا بِالْبَاغِى علَى الْحُبِّ رُشْوَةً ضَعِيفٌ هَوًى يُبْغٰى عَلَيْهِ ثَوَابُ

Yani, “Ben muhabbet üzerine bir rüşvet, bir ücret, bir mukàbele, bir mükâfât istemiyorum. Çünkü, mukâbilinde bir mükâfât, bir sevâb istenilen muhabbet zaîftir, devamsızdır.” Hattâ hàlis muhabbet, fıtrat-ı insaniyede ve umum vâlidelerde derc edilmiştir. İşte bu hàlis muhabbete tam mânâsıyla vâlidelerin şefkatleri mazhardır. Vâlideler, o sırr-ı şefkat ile, evlâdlarına karşı muhabbetlerine bir mükâfât, bir rüşvet istemediklerine ve taleb etmediklerine delil; rûhunu, belki saâdet-i uhreviyesini de onlar için fedâ etmeleridir. Tavuğun bütün sermâyesi kendi hayatı iken, yavrusunu itin ağzından kurtarmak için –Husrev’in müşâhedesiyle– kafasını ite kaptırır.

Dördüncü Mesele

DÖRDÜNCÜ MES'ELE: Esbâb-ı zâhiriye eliyle gelen ni'metleri o esbâb hesabına almamak gerektir. Eğer o sebeb ihtiyar sâhibi değilse –meselâ hayvan ve ağaç gibi– doğrudan doğruya o ni'meti Cenâb-ı Hak hesabına verir. Mâdem o lisân-ı hâl ile Bismillâh der, sana verir. Sen de Allah hesabına olarak Bismillâh de, al. Eğer o sebeb ihtiyar sâhibi ise, o Bismillâh demeli, sonra ondan al. Yoksa alma.

Çünkü; ﴾ وَلَا تَاْكُلُوا مِمَّا لَمْ يُذْكَرِ اسْمُ اللّٰهِ عَلَيْهِ ﴿ âyetinin mânâ-yı sarîhinden başka bir mânâ-yı işârîsi şudur ki: “Mün'im-i Hakîkiyi hâtıra getirmeyen ve Onun nâmıyla verilmeyen ni'meti yemeyiniz” demektir.

O hâlde, hem veren Bismillâh demeli, hem alan Bismillâh demeli. Eğer o Bismillâh demiyor, fakat sen de almaya muhtaç isen, sen Bismillâh de, onun başı üstünde Rahmet-i İlâhiyenin elini gör, şükür ile öp, ondan al. Yani, ni'metten in'âma bak, in'âmdan Mün'im-i Hakîkiyi düşün. Bu düşünmek bir şükürdür. Sonra o zâhirî vâsıtaya istersen duâ et; çünkü, o ni'met onun eliyle size gönderildi.

Esbâb-ı zâhiriyeyi perestiş edenleri aldatan, iki şeyin beraber gelmesi veya bulunmasıdır ki, iktiran tâbir edilir, birbirine illet zannetmeleridir. Hem bir şeyin ademi, bir ni'metin ma'dûm olmasına illet olduğundan tevehhüm eder ki, o şeyin vücûdu dahi o ni'metin vücûduna illettir. Şükrünü, minnetdârlığını o şeye verir, hatâya düşer. Çünkü bir ni'metin

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.