İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 57 / 456
57

ihsâs ettiğimi ilân ediyorum. Bu da'vâmda tereddüd edenler, Risale-i Nur eczâlarına müracaat edip baksınlar.

İşte, böyle bir zâtın Sünnet-i Seniyesine elden geldiği kadar ittibâ'a çalışmak ne kadar kârlı ve hayat-ı ebediye için ne kadar saâdetli ve hayat-ı dünyeviye için ne kadar menfaatli olduğu kıyâs edilsin.

Dokuzuncu Nükte

DOKUZUNCU NÜKTE

Sünnet-i Seniyenin herbir nev'ine tamamen bilfiil ittibâ' etmek, ehass-ı hàvâssa dahi ancak müyesser olur. Ona bilfiil olmasa da, binniyet, bilkasd, tarafdârâne ve iltizamkârâne tâlib olmak, herkesin elinden gelir. Farz ve vâcib kısımlara zâten ittibâ'a mecburiyet var. Ve ubûdiyetteki müstehab olan Sünnet-i Seniyenin terkinde, günah olmasa dahi, büyük sevâbın zâyiâtı var. Tağyîrinde ise büyük hatâ vardır. Âdât ve muâmelâttaki Sünnet-i Seniye ise, ittibâ' ettikçe, o âdât, ibâdet olur. Etmese itâb yok; fakat Habîbullâhın âdâb-ı hayatiyesinin nurundan istifadesi azalır.

Ahkâm-ı ubûdiyette yeni icâdlar bid'attır. Bid'atlar ise, ﴾  اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ د۪ينَكُمْ ﴿ sırrına münâfî olduğu için, merduttur.

Fakat, tarîkatta evrâd ve ezkâr ve meşrebler nev'inden olsa ve asılları Kitab ve Sünnetten ahzedilmek şartıyla, ayrı ayrı tarzda, ayrı ayrı sûrette olmakla beraber, mukarrer olan usûl ve esâsât-ı Sünnet-i Seniyeye muhâlefet ve tağyîr etmemek şartıyla, bid'a değillerdir. Lâkin bir kısım ehl-i ilim, bunlardan bir kısmını bid'aya dâhil edip fakat “bid'a-i hasene” nâmını vermiş. İmâm-ı Rabbânî Müceddid-i Elf-i Sânî diyor ki:

“Ben seyr-i sülûk-i rûhânide görüyordum ki, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’dan mervî olan kelimât nurludur, Sünnet-i Seniye şuâı ile parlıyor. Ondan mervî olmayan parlak ve kuvvetli virdleri ve hâlleri gördüğüm vakit, üstünde o nur yoktu. Bu kısmın en parlağı, evvelkinin en azına mukâbil gelmiyordu. Bundan anladım ki, Sünnet-i Seniyenin şuâı bir iksîrdir. Hem o Sünnet, nur isteyenlere kâfîdir; hàriçte nur aramaya ihtiyaç yoktur.”

İşte, böyle hakikat ve Şerîatın bir kahramanı olan bir zâtın bu hükmü gösteriyor ki, Sünnet-i Seniye, saâdet-i dâreynin temel taşıdır ve kemâlâtın mâdeni ve menba'ıdır.

اَللّٰهُمَّ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَ السُّنَّةِ السَّنِيَّةِ

﴿ رَبَّنَٓا آمَنَّا بِمَٓا اَنْزَلْتَ وَاتَّبَعْنَا الرَّسُولَ فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِد۪ينَ ﴾

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.