koşmaz ve koşturulmaz. Rızık yerinde durur, der: “Gel, beni ara ve bul ve al.” Demek rızık, iktidar ve ihtiyar ile ma'kûsen mütenâsibdir. Hattâ çok risalelerde beyân etmişiz ki, en ihtiyarsız ve iktidarsız hayvanlar daha iyi yaşıyorlar, daha iyi besleniyorlar.
İkinci Nokta
İKİNCİ NOKTA: İmkânın envâ'ı var. İmkân-ı aklî, imkân-ı örfî, imkân-ı âdi gibi kısımları vardır. Bir hâdise, eğer imkân-ı aklî dâiresinde olmazsa reddedilir; imkân-ı örfî dâiresinde olmazsa dahi mu'cize olur; fakat kolayca kerâmet olamaz. Eğer örfen ve kaideten nazîri bulunmazsa, şühûd derecesinde bir bürhân-ı kat'î ile ancak kabûl edilir.
İşte, bu sırra binâen, kırk gün ekmek yemeyen Seyyid Ahmed-i Bedevî’nin hàrikulâde hâlleri imkân-ı örfî dâiresindedir. Hem kerâmet olur, hem hàrikulâde bir âdeti de olabilir. Evet, Seyyid Ahmed-i Bedevî’nin acîb ve istiğrakkârâne hâllerde bulunduğu, tevâtür derecesinde naklediliyor. Kırk günde bir defa yemek yemesi vâki olmuştur. Fakat her vakit öyle değil; kerâmet nev'inden bazı defa olmuştur. Bir ihtimal var ki, hâlet-i istiğrakiyesi yemeye ihtiyaç görmediği için, ona nisbeten âdet hükmüne girmiştir. Seyyid Ahmed-i Bedevî nev'inden çok evliyâlardan bu tarz hàrikalar mevsûkan rivâyet edilmiş. Mâdem Birinci Nokta’da isbât ettiğimiz gibi, müddehar rızık kırk günden fazla devam eder ve o mikdar yememek âdeten mümkündür ve mevsûkan hàrika adamlardan o hâl rivâyet edilmiştir; elbette inkâr edilmeyecektir.
İkinci Nükte
İKİNCİ SUÂL MÜNÂSEBETİYLE İKİ MES'ELE-İ MÜHİMME
Beyân edilecek; çünkü coğrafya ve kozmoğrafya fenlerinin kısacık kanunlarıyla ve daracık düsturlarıyla ve küçücük mîzanlarıyla Kur'ânın semâvâtına çıkamadıklarından ve âyâtın yıldızlarındaki yedi kat mânâları keşfedemediklerinden, âyeti tenkid, belki inkârına divânecesine çalışmışlar.
Birinci Mesele-i Mühimme
BİRİNCİ MES'ELE-İ MÜHİMME: Semâvât gibi arzın da yedi tabaka olmasına dairdir. Şu mes'ele, yeni zamanın feylesoflarına hakikatsiz görünüyor; onların arza ve semâvâta dair olan fenleri kabûl etmiyor. Bunu vâsıta ederek bazı hakàik-ı Kur'âniyeye i'tirâz ediyorlar. Buna dair muhtasaran birkaç işâret yazacağız.
#### Birincisi
Birincisi: Evvelâ, âyetin mânâsı ayrıdır ve o mânâların efrâdı ve mâsadakları ayrıdır. İşte o küllî mânânın müteaddid efrâdından bir ferdi bulunmazsa, o mânâ inkâr edilmez. Semâvâtın yedi tabakasına ve arzın yedi katına dair mânâ-yı küllîsinin çok efrâdından yedi mâsadak zâhiren görünüyor.
