İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 358 / 456
358

rû-yi zemini kaplamış bir fiilin bir ucudur. Öyle ise, o büyük fiilin fâili ve o fiilin sâhibi kim ise, o cüz'î fiil dahi Onundur.

#### İkinci Cihet

İkinci cihet: Bu hazır arının hilkatine teveccüh eden fiilin fâili olmak için, o arının şerâit-i hayatiyesini ve cihâzâtını ve kâinâtla münâsebâtını te'min edecek ve bilecek kadar pek büyük bir iktidar ve ihtiyar lâzım geldiğinden, o cüz'î fiili yapan zâtın, ekser kâinâta hükmü geçmekle ancak o fiili öyle mükemmel yapabilir.

Demek en cüz'î fiil, iki cihetle Hàlık-ı Külli Şey’ e hàs olduğunu gösterir.

En ziyâde cây-i dikkat ve cây-i hayret şudur ki:

Vücûdun en kuvvetli mertebesi olan “vücûb” un;

Ve vücûdun en sebatlı derecesi olan “maddeden tecerrüd” ün;

Ve vücûdun zevâlden en uzak tavrı olan “mekândan münezzehiyet” in;

Ve vücûdun en sağlam ve tağayyürden ve ademden en mukaddes sıfatı olan “vahdet” in sâhibi olan Zât-ı Vâcibü'l-Vücûdun en hàs hàssası ve lâzım-ı zâtîsi olan ezeliyeti ve sermediyeti, vücûdun en zaîf mertebesi ve en incecik derecesi ve en mütegayyir, mütehavvil tavrı ve en ziyâde mekâna yayılmış olan hadsiz, kesretli bir maddî madde olan esîr ve zerrât gibi şeylere vermek ve onlara ezeliyet isnâd etmek ve onları ezelî tasavvur etmek ve kısmen âsâr-ı İlâhiyenin onlardan neş'et ettiğini tevehhüm etmek ne kadar hilâf-ı hakikat ve vâkıa muhâlif ve akıldan uzak ve bâtıl bir fikir olduğu, Risale-i Nurun müteaddid cüz'lerinde kat'î bürhânlarla gösterilmiştir.

İkinci Şuâ

İKİNCİ ŞUÂ

İki Mes'eledir.

#### Birinci Mesele

Birinci Mes'ele: İsm-i Kayyûmun bir cilve-i a'zamına işâret eden,

﴿ لَا تَاْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ ﴾ ﴿ مَا مِنْ دَٓابَّةٍ اِلَّا هُوَ آخِذٌ بِنَاصِيَتِهَا ﴾

﴿ لَهُ مَقَال۪يدُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ ﴾

gibi âyetlerin işâret ettiği hakikat-i a'zamın bir vechi şudur ki:

Şu kâinâttaki ecrâm-ı semâviyenin kıyâmları, devamları, bekàları, sırr-ı Kayyûmiyetle bağlıdır. Eğer o cilve-i Kayyûmiyet bir dakikada yüzünü çevirse, bir kısmı küre-i arzdan bin defa büyük milyonlarla küreler, fezâ-yı gayr-ı mütenâhî boşluğunda dağılacak, birbirine çarpacak, ademe dökülecekler.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.