İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 44 / 456
44

Beşincisi

BEŞİNCİSİ: Hakkı Efendi’dir. Şimdi burada olmadığı için, Hulûsî’ye vekâlet ettiğim gibi ona da vekâleten derim ki: Hakkı Efendi talebelik vazifesini hakkıyla îfâ ederken, ahlâksız bir kaymakam geldi. Hem Üstadına, hem de kendine zarar gelmemek için, yazdıklarını sakladı. Muvakkaten Hizmet-i Nuriyeyi terketti. Birden, bir şefkat tokadı mânâsında, bin lirayı vermeye mükellef olacak bir da'vâ başına açıldı. Bir sene o tehdid altında kaldı. Tâ geldi, burada görüştük, avdetinde Hizmet-i Kur'âniyeye, talebelik vazifesine girdi. Şefkat tokadının hükmü kalktı, tebrie etti.

Sonra Kur'ânı yeni bir tarzda (Hâşiye) [^3] yazmak hususunda talebelere bir vazife açıldı. Hakkı Efendiye de hisse verildi. Elhak, o hissesine sâhib çıktı. Bir cüz'ü güzel yazdı. Fakat derd-i maîşet zarûretiyle kendini mecbur bilip, gizli da'vâ vekâletine teşebbüs etti. Birden bir şefkat tokadı daha yedi. Kalemi tutan parmağı muvakkaten kırıldı. “Bu parmakla hem da'vâ vekâleti yapmak, hem Kur'ânı yazmak olmayacak” diye, lisân-ı mânâ ile ihtar edildi. Da'vâ vekâletine teşebbüsünü bilmediğimiz için parmağına hayret ediyorduk. Sonra anlaşıldı ki, kudsî, sâfî hizmet-i Kur'âniye, gayet temiz, kendine mahsûs parmakları başka işe karıştırmak istemiyor. Her ne ise... Hulûsî Beyi kendim gibi bildim, ona bedel konuştum. Hakkı Efendi de aynen onun gibidir. Eğer benim vekâletime râzı olmazsa, kendi tokadını kendi yazsın.

[^3]: (Hâşiye) Tevâfuk mu'cizesini gösterir bir sûrette demektir.

Altıncısı

ALTINCISI: Bekir Efendi’dir. Şimdi hazır olmadığı için, ben, kardeşim Abdülmecîd’e vekâlet ettiğim gibi, onun i'timâd ve sadâkatine i'timâdım ve Şamlı Hâfız ve Süleyman Efendi gibi bütün hàs dostlarımın hükümlerine, bildiklerine istinâden diyorum ki: Bekir Efendi Onuncu Sözü tab' etti. İ'câz-ı Kur'ân’a dair Yirmi Beşinci Sözü yeni hurûf çıkmadan tab' etmek için ona gönderdik. Onuncu Sözün matbaa fiatını gönderdiğimiz gibi, onu da göndereceğiz diye yazdık. Bekir Efendi, benim fakr-ı hâlimi düşünüp, matbaa fiatı dört yüz banknot kadar olduğunu mülâhaza ederek ve kendi kesesinden vermek, belki Hoca râzı olmaz diye onun nefsi onu aldattı. Tab' edilmedi. Hizmet-i Kur'âniyeye mühim bir zarar oldu. İki ay sonra dokuz yüz lira hırsızların eline geçti. Şefkatli ve şiddetli bir tokat yedi. İnşâallâh, ziyâa giden dokuz yüz lira, sadaka hükmüne geçti.

Yedincisi

YEDİNCİSİ: Şamlı Hâfız Tevfik’tir. O kendisi diyor: “Evet, itiraf ediyorum ki, ben bilmeyerek ve yanlış düşünerek Hizmet-i Kur'âniyede fütûr verecek harekâtım sebebiyle iki şefkatli tokat yedim. Şübhem de kalmadı ki, bu tokat o cihetten geldi.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.