İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 340 / 456
340

sûrette dünyayı kapayıp âhireti açabilir bir Zât, o arzu-yu bekàyı yerine getirebilir. Ve bu arzu gibi, ebede uzanmış ve kâinâtın etrafına yayılmış; beşerin binler arzuları, sırr-ı Ferdiyete ve hakikat-i Tevhide bağlıdırlar. Eğer o Ferdiyet olmazsa, onlar olmaz, akîm kalırlar. Ve Vahdetle bütün kâinâta birden tasarruf eden bir Zât-ı Ferd olmazsa, o matlablar yerine gelmez. Farazâ gelse de çok nâkıs olur.

İşte bu sırr-ı azîm içindir ki, Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyân, Tevhid ve Ferdiyeti pek çok tekrar ile, kuvvetli bir harâretle, yüksek bir halâvetle ders verdiği gibi; bütün enbiyâ ve asfiyâ ve evliyâ, en büyük zevklerini ve saâdetlerini, Kelime-i Tevhid olan “Lâ ilâhe illâ Hû”da buluyorlar.

Yedinci İşaret

YEDİNCİ İŞÂRET

İşte bu Tevhid-i Hakîkiyi bütün merâtibiyle en mükemmel bir sûrette ders veren, isbât eden, ilân eden Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ın risaleti, elbette o Tevhidin kat'iyyeti derecesinde sâbit olmak lâzım gelir. Çünkü, mâdem dâire-i vücûdun en büyük hakikati olan Tevhidi bütün hakàikıyla o Zât ders veriyor; elbette Tevhidi isbât eden bütün bürhânlar, dolayısıyla, onun risaletini ve vazifesinin hakkâniyetini ve da'vâsının doğruluğunu dahi kat'î isbât eder denilebilir. Evet, böyle binler hakàik-ı àliyeyi cem'eden Ferdiyet ve Vahdâniyeti hakkıyla keşfedip ders veren bir risalet, gayet kat'î bir sûrette o Tevhid, o Ferdiyetin muktezâsıdır ve lâzımıdır. Onlar, onu herhalde isterler.

İşte o vazifeyi tam tamına yerine getiren Zât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm’ın şahsiyet-i maneviyesinin derece-i ehemmiyetine ve ulviyetine ve bu kâinâtın bir güneşi olduğuna şehâdet eden pek çok delillerden, sebeblerden üç tanesini nümûne olarak beyân ediyoruz.

#### Birincisi

BİRİNCİSİ: Umum ümmet, umum asırlarda işledikleri umum hasenâtın bir misli, “Essebebü ke'l-fâil” sırrınca, Zât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm’ın sahife-i hasenâtına geçtiği gibi; umum ümmet, her günde ettikleri salavât duâsının kat'î makbûliyeti cihetiyle, o hadsiz duâların iktiza ettikleri makam ve mertebeyi düşünmekle, şahsiyet-i maneviye-i Muhammediye Aleyhissalâtü Vesselâm’ın bu kâinât içinde nasıl bir güneş olduğu anlaşılır.

#### İkincisi

İKİNCİSİ: Âlem-i İslâmın şecere-i kübrâsının menşe'i, çekirdeği, hayatı, medârı olan mâhiyet-i Muhammediye Aleyhissalâtü Vesselâm’ın, fevkalâde isti'dat ve cihâzâtıyla, Âlem-i İslâmiyetin maneviyatını teşkil eden kudsî kelimâtı, tesbihâtı, ibâdâtı en evvel bütün mânâlarıyla hissedip yapmaktan gelen terakkiyât-ı rûhiyesini düşün; habîbiyet derecesine çıkan ubûdiyet-i Muhammediyenin (A.S.M.) velâyeti, sâir velâyetlerden ne kadar yüksek olduğunu anla.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.