İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 366 / 456
366

Elcevab: Hâşâ! Yüz bin defa hâşâ! Yerdeki âyinelerin tağayyürü, gökteki güneşin tağayyürünü değil, bil'akis, cilvelerinin tazelendiğini gösterir.

Hem ezelî, ebedî, sermedî, her cihetçe kemâl-i mutlakta ve istiğnâ-yı mutlakta, maddeden mücerred, mekândan, kayıddan, imkândan münezzeh, müberrâ, muallâ olan bir Zât-ı Akdesin tağayyürü ve tebeddülü muhâldir. Kâinâtın tağayyürü O’nun tağayyürüne değil, belki adem-i tağayyürüne ve gayr-ı mütehavvil olduğuna delildir. Çünkü müteaddid şeyleri intizamla dâimî tağyîr ve tahrîk eden bir zât, mütegayyir olmamak ve hareket etmemek lâzım gelir.

Meselâ, sen çok iplerle bağlı çok gülleleri ve topları çevirdiğin ve dâimî intizamla tahrîk edip vaziyetler verdiğin vakit, senin, yerinde durup tağayyür ve hareket etmemekliğin gerektir. Yoksa o intizamı bozacaksın. Meşhûrdur ki, intizamla tahrîk eden hareket etmemek ve devam ile tağyîr eden mütegayyir olmamak gerektir, tâ ki o iş intizamla devam etsin.

Sâniyen: Tağayyür ve tebeddül, hudûstan ve tekemmül etmek için tazelenmekten ve ihtiyaçtan ve maddîlikten ve imkândan ileri geliyor. Zât-ı Akdes ise, hem kadîm, hem her cihetçe kemâl-i mutlakta, hem istiğnâyı mutlakta, hem maddeden mücerred, hem Vâcibü'l-Vücûd olduğundan, elbette tağayyür ve tebeddülü muhâldir, mümkün değildir.

Beşinci Şuâ

BEŞİNCİ ŞUÂ

“İki Mes'ele” dir.

#### Birinci Meselesi

Birinci Mes'elesi: İsm-i Kayyûmun cilve-i a'zamını görmek istersek, hayâlimizi bütün kâinâtı temâşâ edecek, biri en uzak şeyleri, diğeri en küçük zerreleri gösterecek iki dûrbîn yapıp, birinci dûrbînle bakıyoruz, görüyoruz ki: İsm-i Kayyûmun cilvesiyle, küre-i arzdan bin defa büyük milyonlar küreler, yıldızlar, direksiz olarak, havadan daha latîf olan madde-i esîriye içinde kısmen durdurulmuş, kısmen vazife için seyahat ettiriliyor.

Sonra, o hayâlin, hurdebînî olan ikinci dûrbîniyle, küçük zerrâtı görecek bir sûretle bakıyoruz. O sırr-ı Kayyûmiyetle, zîhayat mahlûkat-ı arziyenin herbirinin zerrât-ı vücûdiyeleri, yıldızlar gibi muntazam bir vaziyet alıp hareket ediyorlar ve vazifeler görüyorlar. Hususan zîhayatın kanındaki “küreyvât-ı hamrâ ve beyzâ” tâbir ettikleri zerrelerden teşekkül eden küçücük kütleleri, seyyâr yıldızlar gibi, Mevlevîvâri iki hareket-i muntazama ile hareket ediyorlar görüyoruz.

##### Bir Hülâsatü'l-Hülâsa

Bir hülâsatü'l-hülâsa: (Hâşiye) [^5] İsm-i A'zamın altı ismi, ziyâdaki yedi renk gibi imtizaç ederek teşkil ettikleri ziyâ-yı kudsiyeye bakmak için,

[^5]: (Hâşiye) Otuzuncu Lem'anın altı risaleciğinin esâsı ve mevzûu ve İsm-i A'zamın sırrını taşıyan altı mukaddes isimlerin gayet kısa bir hülâsalarıdır.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.