İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 367 / 456
367

bir hülâsanın zikri münâsibdir. Şöyle ki:

Bütün kâinâtın mevcûdâtını böyle durduran, bekà ve kıyâm veren ism-i Kayyûmun bu cilve-i a'zamının arkasından bak: İsm-i Hayyın cilve-i a'zamı, o bütün mevcûdât-ı zîhayatı cilvesiyle şu'lelendirmiş, kâinâtı nurlandırmış, bütün zîhayat mevcûdâtı cilvesiyle yaldızlıyor.

Şimdi bak, ism-i Hayyın arkasında ism-i Ferdin cilve-i a'zamı, bütün kâinâtı envâ'ıyla, eczâsıyla bir Vahdet içine alıyor; herşeyin alnına bir sikke-i Vahdet koyuyor; herşeyin yüzüne bir hâtem-i Ehadiyet basıyor; nihâyetsiz ve hadsiz dillerle cilvesini ilân ettiriyor.

Şimdi ism-i Ferdin arkasında ism-i Hakemin cilve-i a'zamına bak ki, yıldızlardan zerrelere kadar, hayâlin iki dûrbîniyle temâşâ ettiğimiz mevcûdâtı, herbirisini, cüz'î olsun, küllî olsun, en büyük dâireden en küçük dâireye kadar, herbirine lâyık ve münâsib olarak, meyvedâr bir nizâm ve hikmetli bir intizam ve semeredâr bir insicam içine almış, bütün mevcûdâtı süslendirmiş, yaldızlandırmış.

Sonra ism-i Hakemin cilve-i a'zamı arkasında bak ki, ism-i Adlin cilve-i a'zamıyla (İkinci Nüktede izâh edildiği vecihle) bütün kâinâtı, mevcûdâtıyla, fa'âliyet-i dâime içinde öyle hayret-engîz mîzanlarla, ölçülerle, tartılarla idare eder ki, ecrâm-ı semâviyeden biri, bir sâniye de muvâzenesini kaybetse, yani ism-i Adlin cilvesi altından çıksa, yıldızlar içinde bir herc ü merce, bir kıyâmet kopmasına sebebiyet verecek.

İşte, bütün mevcûdâtın dâire-i a'zam-ı Kehkeşân’dan, yani, Samanyolu tâbir edilen mıntıka-i kübrâdan tut, tâ kan içindeki küreyvât-ı hamrâ ve beyzânın dâire-i hareketlerine kadar herbir dâiresini, herbir mevcûdunu hassas bir mîzan, bir ölçü ile biçilmiş bir şekil ve bir vaziyetle, baştan başa, yıldızlar ordusundan tâ zerreler ordusuna kadar bütün mevcûdâtın emr-i kün feyekûn’den gelen emirlere kemâl-i musahhariyetle itâat ettiklerini gösteriyor.

Şimdi, ism-i Adlin cilve-i a'zamı arkasında (Birinci Nüktede izâh edildiği gibi) ism-i Kuddûsün cilve-i a'zamına bak ki, kâinâtın bütün mevcûdâtını öyle temiz, pâk, sâfî, güzel, süslü, berrak yapar gösterir ki, bütün kâinâta ve bütün mevcûdâta Cemîl-i Mutlakın hadsiz derecede cemâl-i zâtîsine lâyık ve nihâyetsiz güzel olan Esmâ-i Hüsnâsına münâsib olacak güzel âyineler şeklini vermiştir.

Elhâsıl, İsm-i A'zamın bu altı ismi ve altı nuru, kâinâtı ve mevcûdâtı ayrı ayrı güzel renklerde, çeşit çeşit nakışlarda, başka başka zînetlerde bulunan yaldızlı perdeler içinde mevcûdâtı sarmıştır.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.