İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 373 / 456

Münâcât

373

Münâcât

Semâvât

Yâ İlâhî ve yâ Rabbî!

Ben îmânın gözüyle ve Kur'ânın ta'limiyle ve nuruyla ve Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın dersiyle ve ism-i Hakîmin göstermesiyle görüyorum ki:

Semâvât ta hiçbir deverân ve hareket yoktur ki; böyle intizamıyla Senin mevcûdiyetine işâret ve delâlet etmesin. Ve hiçbir ecrâm-ı semâviye yoktur ki; sükûtuyla gürültüsüz vazife görerek direksiz durmalarıyla, Senin rubûbiyetine ve vahdetine şehâdeti ve işâreti olmasın. Ve hiçbir yıldız yoktur ki; mevzûn hilkatiyle, muntazam vaziyetiyle ve nurânî tebessümüyle ve bütün yıldızlara mümâselet ve müşâbehet sikkesiyle Senin haşmet-i ulûhiyetine ve vahdâniyetine işâret ve şehâdette bulunmasın. Ve oniki seyyâreden hiçbir seyyâre yıldız yoktur ki; hikmetli hareketiyle ve itâatli musahhariyetiyle ve intizamlı vazifesiyle ve ehemmiyetli peykleriyle Senin vücûb-u vücûduna şehâdet ve saltanat-ı ulûhiyetine işâret etmesin!..

Evet gökler sekeneleriyle, herbiri tek başıyla şehâdet ettikleri gibi, hey'et-i mecmuasıyla derece-i bedâhette –Ey zemin ve gökleri yaratan Yaratıcı!– Senin vücûb-u vücûduna öyle zâhir şehâdet –ve ey zerrâtı, muntazam mürekkebâtıyla tedbirini gören ve idare eden ve bu seyyâre yıldızları manzûm peykleriyle döndüren, emrine itâat ettiren! – Senin vahdetine ve birliğine öyle kuvvetli şehâdet ederler ki, göğün yüzünde bulunan yıldızlar sayısınca nurânî bürhânlar ve parlak deliller o şehâdeti tasdik ederler.

Hem bu sâfî, temiz, güzel gökler, fevkalâde büyük ve fevkalâde sür'atli ecrâmıyla muntazam bir ordu ve elektrik lambalarıyla süslenmiş bir saltanat donanması vaziyetini göstermek cihetiyle; Senin rubûbiyetinin haşmetine ve herşeyi icâd eden kudretinin azametine zâhir delâlet ve hadsiz semâvâtı ihâta eden hâkimiyetinin ve herbir zîhayatı kucağına alan rahmetinin hadsiz genişliklerine kuvvetli işâret ve bütün