İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 166 / 456
166

görerek tenkid edip, sa'ye şevkini kırıp, atâlete uğratmaz. Belki bütün isti'datlarıyla birbirinin hareketini umumî maksada tevcîh etmek için yardım ederler; hakîki bir tesânüd, bir ittifak ile gaye-i hilkatlerine yürürler. Eğer zerre mikdar bir taarruz, bir tahakküm karışsa, o fabrikayı karıştıracak, neticesiz, akîm bırakacak. Fabrika sâhibi de o fabrikayı bütün bütün kırıp dağıtacak.

İşte, ey Risale-i Nur şâkirdleri ve Kur'ân’ın hizmetkârları! Sizler ve bizler öyle bir insan-ı kâmil ismine lâyık bir şahs-ı manevînin a'zâlarıyız. Ve hayat-ı ebediye içindeki saâdet-i ebediyeyi netice veren bir fabrikanın çarkları hükmündeyiz. Ve sâhil-i selâmet olan Dârü's-Selâm’a Ümmet-i Muhammediyeyi (A.S.M.) çıkaran bir sefîne-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz. Elbette, dört ferdden bin yüz onbir kuvvet-i maneviyeyi te'min eden sırr-ı ihlâsı kazanmak ile tesânüd ve ittihâd-ı hakîkiye muhtacız ve mecburuz.

Evet, üç elif ittihâd etmezse, üç kıymeti var. Sırr-ı adediyet ile ittihâd etse, yüzonbir kıymet alır. Dört kere dört ayrı ayrı olsa, onaltı kıymeti var. Eğer sırr-ı uhuvvet ve ittihâd-ı maksad ve ittifak-ı vazife ile tevâfuk edip bir çizgi üstünde omuz omuza verseler, o vakit dörtbin dörtyüz kırkdört kuvvetinde ve kıymetinde olduğu gibi, hakîki sırr-ı ihlâs ile, on altı fedâkâr kardeşlerin kıymet ve kuvvet-i maneviyesi dörtbinden geçtiğine, pek çok vukûât-ı tarihiye şehâdet ediyor.

Bu sırrın sırrı şudur ki: Hakîki, samîmî bir ittifakta herbir ferd, sâir kardeşlerin gözüyle de bakabilir ve kulaklarıyla da işitebilir. Güyâ on hakîki müttehid adamın herbiri; yirmi gözle bakıyor, on akılla düşünüyor, yirmi kulakla işitiyor, yirmi elle çalışıyor bir tarzda manevî kıymeti ve kuvvetleri vardır. (Hâşiye) [^1]

[^1]: (Hâşiye) Evet, sırr-ı ihlâs ile samîmî tesânüd ve ittihâd, hadsiz menfaate medâr olduğu gibi, korkulara, hattâ ölüme karşı en mühim bir siper, bir nokta-i istinâddır. Çünkü ölüm gelse, bir rûhu alır. Sırr-ı uhuvvet-i hakîkiye ile, rızâ-yı İlâhî yolunda, âhirete müteallik işlerde kardeşleri adedince rûhları olduğundan, biri ölse, "Diğer rûhlarım sağlam kalsınlar. Zîra o rûhlar her vakit sevâbları bana kazandırmakla manevî bir hayatı idâme ettiklerinden, ben ölmüyorum" diyerek, ölümü gülerek karşılar. Ve "O rûhlar vâsıtasıyla sevâb cihetinde yaşıyorum, yalnız günah cihetinde ölüyorum" der, rahatla yatar.

Üçüncü Düsturunuz

ÜÇÜNCÜ DÜSTURUNUZ

Bütün kuvvetinizi ihlâsta ve hakta bilmelisiniz.

Evet, kuvvet haktadır ve ihlâstadır. Haksızlar dahi, haksızlıkları içinde gösterdikleri ihlâs ve samîmiyet yüzünden kuvvet kazanıyorlar.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.