İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 61 / 456
61

Bahtiyar odur ki, bu ittibâ'-ı Sünnette hissesi ziyâde ola. Sünnete ittibâ' etmeyen, tenbellik eder ise hasâret-i azîme, ehemmiyetsiz görür ise cinayet-i azîme, tekzîbini işmâm eden tenkid ise dalâlet-i azîmedir.

İkinci Mesele

İKİNCİ MES'ELE: Cenâb-ı Hak Kur'ân-ı Hakîmde ﴾  وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظ۪يمٍ ﴿ fermân eder. Rivâyât-ı sahîha ile Hazret-i Âişe-i Sıddıka (R.A.) gibi Sahâbe-i Güzîn, Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ı ta'rif ettikleri zaman, “Hulukuhu'l-Kur'ân” diye ta'rif ediyorlardı. Yani, “Kur'ân'ın beyân ettiği mehâsin-i ahlâkın misâli, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’dır. Ve o mehâsini en ziyâde imtisal eden ve fıtraten o mehâsin üstünde yaratılan odur.”

İşte böyle bir zâtın ef'âl, ahvâl, akvâl ve harekâtının herbirisi, nev'-i beşere birer model hükmüne geçmeye lâyık iken, ona îmân eden ve ümmetinden olan gâfillerin (Sünnetine ehemmiyet vermeyen veyâhut tağyîr etmek isteyen) ne kadar bedbaht olduğunu divâneler de anlar.

Üçüncü Mesele

ÜÇÜNCÜ MES'ELE: Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm hilkaten en mu'tedil bir vaziyette ve en mükemmel bir sûrette halk edildiğinden, harekât ve sekenâtı îtidâl ve istikamet üzerine gitmiştir. Siyer-i seniyesi kat'î bir sûrette gösterir ki, her hareketinde istikamet ve îtidâl üzere gitmiş, ifrat ve tefritten ictinâb etmiştir.

Evet, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ﴾ فَاسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ ﴿ emrini tamamıyla imtisal ettiği için bütün ef'âl ve akvâl ve ahvâlinde istikamet, kat'î bir sûrette görünüyor. Meselâ; kuvve-i akliyenin fesâd ve zulmeti hükmündeki ifrat ve tefriti olan gabâvet ve cerbezeden müberrâ olarak, hadd-i vasat ve medâr-ı istikamet olan hikmet noktasında kuvve-i akliyesi dâima hareket ettiği gibi; kuvve-i gadabiyenin fesâdı ve ifrat ve tefriti olan korkaklık ve tehevvürden münezzeh olarak, kuvve-i gadabiyenin medâr-ı istikameti ve hadd-i vasatı olan şecâat-i kudsiye ile kuvve-i gadabiyesi hareket etmekle beraber; kuvve-i şeheviyenin fesâdı ve ifrat ve tefriti olan humûd ve fücûrdan musaffâ olarak, o kuvvenin medâr-ı istikameti olan iffette, kuvve-i şeheviyesi dâima iffeti, a'zamî masûmiyet derecesinde rehber ittihàz etmiştir. Ve hâkezâ... Bütün Sünen-i seniyesinde, ahvâl-i fıtriyesinde ve ahkâm-ı Şer'iyesinde hadd-i istikameti ihtiyar edip, zulüm ve zulümât olan ifrat ve tefritten, isrâf ve tebzîrden ictinâb etmiştir. Hattâ tekellümünde ve ekl ve şürbünde iktisadı rehber ve isrâftan kat'iyyen ictinâb etmiştir. Bu hakikatin tafsilâtına dair binler cild

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.