İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 346 / 456
346

olduğunu ifâde için, hayatı bütün şuûnâtıyla perdesiz kabza-i tasarrufunda tutmasına delâlet eden,

﴿ وَهُوَ الَّذ۪ى يُحْيِى وَيُم۪يتُ وَلَهُ اخْتِلَافُ الَّيْلِ وَالنَّـهَارِ ﴾ ﴿ وَهُوَ الَّذ۪ى يُحْي۪ى وَيُم۪يتُ فَاِذَا قَضٰٓى اَمْرًا فَاِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ ﴾ ﴿ فَيُحْ۪يى بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا ﴾

gibi âyetler pek sarîh bir sûrette vâsıtaları nefyedip, doğrudan doğruya hayatı Hayy-ı Kayyûmun dest-i kudretine münhasıran veriyor.

Evet, minnetdârlık ve teşekkürü dâvet eden ve muhabbet ve senâ hissini tahrîk eden, hayattan sonra rızık ve şifâ ve yağmur gibi vesile-i şükrân şeyler dahi doğrudan doğruya Zât-ı Rezzâk-ı Şâfiye ait olduğunu, esbâb ve vesâit bir perde olduğunu,

﴿ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَت۪ينُ ﴾ ﴿ وَاِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْف۪ينِ ﴾

﴿ وَهُوَ الَّذ۪ى يُنَزِّلُ الْغَيْثَ مِنْ بَعْدِ مَا قَنَطُوا ﴾

gibi âyetler ile, rızık, şifâ ve yağmur, münhasıran Zât-ı Hayy-ı Kayyûmun kudretine hàstır. Perdesiz, ondan geldiğini ifâde için, kaide-i nahviyece alâmet-i hasr ve tahsîs olan ﴾..هُوَ الَّذ۪ي..﴾ ﴿ هُوَ الرَّزَّاقُ ﴿ ifâde etmiştir. İlâçlara hâsiyetleri veren ve te'siri halk eden, ancak o Şâfi-i Hakîkidir.

Dördüncü Remiz

DÖRDÜNCÜ REMİZ: Hayatın yirmisekizinci hàssasında beyân edilmiştir ki: Hayat, îmânın altı erkânına bakıp isbât ediyor; onların tahakkukuna işâretler ediyor.

Evet, mâdem bu kâinâtın en mühim neticesi ve mâyesi ve hikmet-i hilkati hayattır; elbette o hakikat-i àliye, bu fânî, kısacık, noksan, elemli hayat-ı dünyeviyeye münhasır değildir. Belki, hayatın yirmidokuz hàssasıyla mâhiyetinin azameti anlaşılan şecere-i hayatın gayesi, neticesi ve o şecerenin azametine lâyık meyvesi, hayat-ı ebediyedir ve hayat-ı uhreviyedir; taşıyla ve ağacıyla, toprağıyla hayatdâr olan dâr-ı saâdetteki hayattır. Yoksa, bu hadsiz cihâzât-ı mühimme ile techiz edilen hayat şeceresi, zîşuûr hakkında, hususan insan hakkında, meyvesiz, faydasız, hakikatsiz olmak lâzım gelecek. Ve sermâyece ve cihâzâtça serçe kuşundan meselâ yirmi derece ziyâde ve bu kâinâtın ve zîhayatın en mühim, yüksek ve ehemmiyetli mahlûku olan insan, serçe kuşundan, saâdet-i hayat cihetinde yirmi derece aşağı düşüp, en bedbaht, en zelîl bir bîçâre olacak. Hem en kıymetdâr bir ni'met olan akıl dahi, geçmiş zamanın hüzünlerini ve gelecek zamanın korkularını düşünmekle kalb-i insanı mütemâdiyen incitip bir lezzete dokuz elemleri karıştırdığından, en musîbetli bir belâ olur.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.