İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 359 / 456
359

Nasıl ki, meselâ havada, tayyareler yerinde binler muhteşem kasırları kemâl-i intizamla durdurup seyahat ettiren bir Zâtın kayyûmiyet iktidarı, o havadaki sarayların sebat ve nizâm ve devamları ile ölçülür.

Öyle de, O Zât-ı Kayyûm-u Zülcelâl’in madde-i esîriye içinde hadsiz ecrâm-ı semâviyeye nihâyet derecede intizam ve mîzan içinde sırr-ı Kayyûmiyetle bir kıyâm, bir bekà, bir devam vererek, bazısı küre-i arzdan bin ve bir kısmı bir milyon defa büyük, milyonlarla azîm küreleri direksiz, istinâdsız, boşlukta durdurmakla beraber, herbirini bir vazife ile tavzif edip gayet muhteşem bir ordu şeklinde, emr-i kün feyekûn’den gelen fermânlara kemâl-i inkıyadla itâat ettirmesi, ism-i Kayyûmun a'zamî cilvesine bir ölçü olduğu gibi; herbir mevcûdun zerreleri dahi, yıldızlar gibi, sırr-ı Kayyûmiyetle kàim ve o sır ile bekà ve devam ediyorlar.

Evet, bir zîhayatın cesedindeki zerrelerin herbir a'zâya mahsûs bir hey'et ile küme küme toplanıp dağılmadıkları ve sel gibi akan unsurların fırtınaları içinde vaziyetlerini muhâfaza edip dağılmamaları ve muntazaman durmaları, bilbedâhe, kendi kendilerinden olmayıp, belki sırr-ı Kayyûmiyetle olduğundan, herbir cesed muntazam bir tabur, herbir nev'i muntazam bir ordu hükmünde olarak, bütün zîhayat ve mürekkebâtın zemin yüzünde ve yıldızların fezâ âleminde durmaları ve gezmeleri gibi, bu zerreler dahi hadsiz dilleriyle sırr-ı Kayyûmiyeti ilân ederler...

#### İkinci Mesele

İkinci Mes'ele: Eşyanın sırr-ı Kayyûmiyetle münâsebetdâr fâidelerinin ve hikmetlerinin bir kısmına işâret etmeyi, bu makam iktiza ediyor.

Evet, herşeyin hikmet-i vücûdu ve gaye-i fıtratı ve fâide-i hilkati ve netice-i hayatı üçer nev'idir.

Birinci nev'i: Kendine ve insana ve insanın maslahatlarına bakar.

İkinci nev'i: Daha mühimdir ki, herşey, umum zîşuûr mütâlaa edebilecek ve Fâtır-ı Zülcelâl’in cilve-i esmâsını bildirecek birer âyet, birer mektûb, birer kitab, birer kaside hükmünde olarak, mânâlarını hadsiz okuyucularına ifâde etmesidir.

Üçüncü nev'i ise, Sâni'-i Zülcelâl'e aittir, Ona bakar. Herşeyin fâidesi ve neticesi kendine bakan bir ise, Sâni'-i Zülcelâl'e bakan yüzlerdir ki, Sâni'-i Zülcelâl, Kendi acâib-i san'atını Kendisi temâşâ eder; Kendi cilve-i esmâsına, Kendi masnûâtında bakar. Bu a'zamî üçüncü nev'ide hikmet-i hilkatini ifâde için, bir sâniye kadar yaşamak kâfîdir.

Hem, herşeyin vücûdunu iktiza eden bir sırr-ı Kayyûmiyet var ki, Üçüncü Şuâ’da izâh edilecek...

Bir zaman, tılsım-ı kâinât ve muammâ-yı hilkat cilvesiyle mevcûdâtın hikmetlerine ve fâidelerine baktım, dedim: “Acaba bu eşya neden böyle kendini gösteriyorlar, çabuk kaybolup gidiyorlar? Onların şahsına

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.