İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 117 / 456
117

bahçenin ölmesi mümkün ve harâb olması muhtemel olduğundan her dakika senin başına yıkılacak ve senin kıyâmetin kopacak bir vaziyettedir. Mâdem öyledir, sen bu hayatına ve dünyana, çekemedikleri ve kaldıramadıkları yükleri yükletme!

Dördüncü Nota

DÖRDÜNCÜ NOTA

Bil ki, ekseriyetle Fâtır-ı Hakîmin âdetidir: Ehemmiyetli ve kıymetdâr şeyleri aynıyla iâde ediyor. Yani, ekser eşyanın misliyle tazelenmesi, mevsimlerin tebeddülünde, asırların değişmesinde o kıymetdâr, ehemmiyetli şeyleri aynıyla iâde ediyor. Yevmî ve senevî ve asrî haşirlerin umumunda, şu kaide-i âdetullâh ekseriyetle muttarid görünüyor.

İşte bu sâbit kaideye binâen deriz: Mâdem, fünûnun ittifakıyla ve ulûmun şehâdetiyle, hilkat şeceresinin en mükemmel meyvesi insandır. Ve mahlûkat içinde en ehemmiyetli insandır. Ve mevcûdât içinde en kıymetdâr insandır. Ve insanın bir ferdi, sâir hayvanatın bir nev'i hükmündedir. Elbette, kat'î bir hads ile hükmedilir ki, haşir ve neşr-i ekberde, beşerin herbir ferdi; aynıyla, cismiyle, ismiyle, resmiyle iâde edilecektir.

Beşinci Nota

BEŞİNCİ NOTA

Şu notada, Avrupa fünûnu ve medeniyeti, Eski Said’in fikrinde bir derece yerleştiği için, Yeni Said harekât-ı fikriyede seyrettiği zaman, Avrupa’nın fünûn ve medeniyeti, o seyahat-ı kalbiyede emrâz-ı kalbiyeye inkılâb ederek ziyâde müşkülâta medâr olduğundan, bilmecbûriye, Yeni Said zihnini silkeleyip, müzahref felsefeyi ve sefîh medeniyeti atmak isterken, kendi rûhunda Avrupa’nın lehinde şehâdet eden hissiyat-ı nefsâniyeyi susturmak için, Avrupa’nın şahs-ı manevîsi ile bir cihette gayet kısa, bir cihette uzun, gelecek muhâvereye mecbur olmuştur. Yanlış anlaşılmasın, Avrupa ikidir. Birisi, İsevîlik din-i hakîkisinden aldığı feyz ile hayat-ı ictimâiye-i beşeriyeye nâfi' san'atları ve adâlet ve hakkâniyete hizmet eden fünûnları takib eden bu birinci Avrupa’ya hitâb etmiyorum. Belki, felsefe-i tabîiyenin zulmetiyle, medeniyetin seyyiâtını mehâsin zannederek beşeri sefâhete ve dalâlete sevk eden bozulmuş ikinci Avrupa’ya hitâb ediyorum. Şöyle ki:

O zaman, o seyahat-ı rûhiyede, mehâsin-i medeniyet ve fünûn-u nâfiadan başka olan mâlâyanî ve muzır felsefeyi ve muzır ve sefîh medeniyeti elinde tutan Avrupa’nın şahs-ı manevîsine karşı demiştim:

Bil, ey ikinci Avrupa! Sen sağ elinle sakîm ve dalâletli bir felsefeyi ve sol elinle sefîh ve muzır bir medeniyeti tutup da'vâ edersin ki, “Beşerin saâdeti bu ikisiyledir.” Senin bu iki elin kırılsın ve şu iki pis hediyen senin başını yesin ve yiyecek!

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.