İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 101 / 456
101

Beşinci Sır

BEŞİNCİ SIR

Bir Hadîs-i şerîfte vârid olmuş ki:

اِنَّ اللّٰهَ خَلَقَ الْاِنْسَانَ عَلٰى صُورَةِ الرَّحْمٰنِ (Ev kemâ kàl.) Bu hadîs-i şerîfi, bir kısım ehl-i tarîkat, akàid-i îmâniyeye münâsib düşmeyen acîb bir tarzda tefsir etmişler. Hattâ onlardan bir kısım ehl-i aşk, insanın sîmâ-yı manevîsine bir sûret-i Rahmân nazarıyla bakmışlar. Ehl-i tarîkatın ekserinde sekir ve ehl-i aşkın çoğunda istiğrak ve iltibas olduğundan, hakikate muhâlif telâkkilerinde belki mâzûrdurlar. Fakat aklı başında olanlar, fikren, onların esâs-ı akàide münâfî olan mânâlarını kabûl edemez. Etse hatâ eder.

Evet, bütün kâinâtı bir saray, bir ev gibi muntazam idare eden ve yıldızları zerreler gibi hikmetli ve kolay çeviren ve gezdiren ve zerrâtı muntazam memurlar gibi istihdam eden Zât-ı Akdes-i İlâhînin şerîki, nazîri, zıddı, niddi olmadığı gibi, ﴾   لَيْسَ كَمِثْلِـه۪ شَىْءٌ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ ﴿ sırrıyla, sûreti, misli, misâli, şebîhi dahi olamaz. Fakat,

﴿ وَلَهُ الْمَثَلُ الْاَعْلٰى ف۪ي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ﴾

sırrıyla, mesel ve temsîl ile şuûnâtına ve sıfât ve esmâsına bakılır. Demek, mesel ve temsîl, şuûnât nokta-i nazarında vardır.

Şu mezkûr hadîs-i şerîfin çok makàsıdından birisi şudur ki, insan, ism-i Rahmân’ı tamamıyla gösterir bir sûrettedir. Evet, sâbıkan beyân ettiğimiz gibi, kâinâtın sîmâsında binbir ismin şuâlarından tezâhür eden ism-i Rahmân göründüğü gibi ve zemin yüzünün sîmâsında Rubûbiyet-i Mutlaka-i İlâhiyenin hadsiz cilveleriyle tezâhür eden ism-i Rahmân gösterildiği gibi, insanın sûret-i câmiasında, küçük bir mikyâsta, zeminin sîmâsı ve kâinâtın sîmâsı gibi yine o ism-i Rahmân’ın cilve-i etemmini gösterir demektir.

Hem işârettir ki, Zât-ı Rahmânürrahîmin delilleri ve âyineleri olan zîhayat ve insan gibi mazharlar o kadar o Zât-ı Vâcibü'l-Vücûda delâletleri kat'î ve vâzıh ve zâhirdir ki, güneşin timsâlini ve aksini tutan parlak bir âyine parlaklığına ve delâletinin vuzûhuna işâreten, “O âyine güneştir” denildiği gibi, “İnsanda sûret-i Rahmân var” vuzûh-u delâletine ve kemâl-i münâsebetine işâreten denilmiş ve denilir. Ve ehl-i vahdetü'l-vücûdun mu'tedil kısmı “Lâ mevcûde illâ Hû” bu sırra binâen, bu delâletin vuzûhuna ve bu münâsebetin kemâline bir ünvân olarak demişler.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.