Bir Kısım Kardeşlerime Hususi Bir Mektubdur
BİR KISIM KARDEŞLERİME HUSUSÎ
BİR MEKTÛBDUR
Yazıda usanan ve ibâdet ayları olan Şühûr-u Selâsede sâir evrâdı, beş cihetle ibâdet sayılan (Hâşiye) [^3] Risale-i Nur yazısına tercih eden kardeşlerime iki hadîs-i şerîfin bir nüktesini söyleyeceğim.
[^3]:(Hâşiye) Bu kıymetli mektûbda Üstadımızın işâret ettiği beş nev'i ibâdetin kendilerinden izâhını taleb ettik. Aldığımız izâh aşağıya yazılmıştır. 1. En mühim bir mücâhede olan ehl-i dalâlete karşı ma'nen mücâhede etmektir. 2. Üstad'ına neşr-i hakikat cihetinde yardım sûretiyle hizmet etmektir. 3. Müslümanlara îmân cihetinde hizmet etmektir. 4. Kalemle ilmi tahsil etmektir. 5. Bazen bir saati bir sene ibâdet hükmüne geçen tefekkürî olan ibâdeti yapmaktır. Rüştü - Husrev - Re'fet
BİRİNCİSİ: يُوزَنُ مِدَادُ الْعُلَمَاءِ بِدِمَاءِ الشُّهَدَاءِ
(ev kemâ kàl). Yani, “Mahşerde, ulemâ-i hakikatin sarf ettikleri mürekkeb şehîdlerin kanıyla muvâzene edilir, o kıymette olur.”
İKİNCİSİ: مَنْ تَمَسَّكَ بِسُنَّتِي عِنْدَ فَسَادِ اُمَّتِي فَلَهُ اَجْرُ مِأَةِ شَهِيدٍ (ev kemâ kàl). Yani, “Bid'aların ve dalâletlerin istilâsı zamanında Sünnet-i Seniyeye ve hakikat-i Kur'âniyeye temessük edip hizmet eden, yüz şehîd sevâbını kazanabilir.”
Ey tenbellik damarıyla yazıdan usanan ve ey sofî-meşreb kardeşler! Bu iki hadîsin mecmûu gösterir ki, böyle zamanda hakàik-ı îmâniyeye ve esrâr-ı Şerîat ve Sünnet-i Seniyeye hizmet eden mübârek, hàlis kalemlerden akan siyah nur veya âb-ı hayat hükmünde olan mürekkeblerin bir dirhemi, şühedânın yüz dirhem kanı hükmünde yevm-i mahşerde size fayda verebilir. Öyle ise, onu kazanmaya çalışınız.
Eğer deseniz: Hadîste “âlim” tâbiri var; bir kısmımız yalnız kâtibiz.
Elcevab: Bir sene bu risaleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabûl ederek okuyan, bu zamanın mühim, hakikatli bir âlimi olabilir. Eğer anlamasa da, mâdem Risale-i Nur şâkirdlerinin bir şahs-ı manevîsi var; şübhesiz o şahs-ı manevî bu zamanın bir âlimidir. Sizin kalemleriniz ise, o şahs-ı manevînin parmaklarıdır. Kendi nokta-i nazarımda liyâkatsiz olduğum hâlde, haydi hüsn-ü zannınıza binâen bu fakire bir üstadlık ve tebaiyet noktasında bir âlim vaziyetini verdiğinizden bağlanmışsınız. Ben ümmî ve kalemsiz olduğum için, sizin kalemleriniz benim kalemim sayılır; hadîste gösterilen ecri alırsınız.
Said Nursî
