İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 60 / 456
60

fıtraten benzemek ister. İşte, Habîbullâhı sevenlerin, Sünnet-i Seniyesine ittibâ' ile ona benzemeye çalışmaları, kat'iyyen iktiza eder.

Üçüncü Nokta

ÜÇÜNCÜ NOKTA: Cenâb-ı Hakk’ın hadsiz merhameti olduğu gibi, hadsiz bir muhabbeti de vardır. Bütün kâinâttaki masnûâtın mehâsiniyle ve süslendirmesiyle Kendini hadsiz bir sûrette sevdirdiği gibi; masnûâtını, hususan, sevdirmesine sevmekle mukàbele eden zîşuûr mahlûkatı sever. Cennetin bütün letâif ve mehâsini ve lezâizi ve niamâtı bir cilve-i rahmeti olan bir Zâtın nazar-ı muhabbetini kendine celbe çalışmak ne kadar mühim ve àlî bir maksad olduğu bilbedâhe anlaşılır. Mâdem, nass-ı kelâmıyla, Onun muhabbetine, yalnız ittibâ'-ı Sünnet-i Ahmediye (A.S.M.) ile mazhar olunur; elbette ittibâ'-ı Sünnet-i Ahmediye (A.S.M.) en büyük bir maksad-ı insanî ve en mühim bir vazife-i beşeriye olduğu tahakkuk eder.

On Birinci Nükte

ONBİRİNCİ NÜKTE

Üç Mes'eledir.

Birinci Mesele

BİRİNCİ MES'ELE: Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın Sünnet-i seniyesinin menba'ı üçtür: Akvâli, ef'âli, ahvâlidir. Bu üç kısım dahi üç kısımdır: Ferâiz, nevâfil, âdât-ı hasenesidir.

Farz ve vâcib kısmında ittibâ'a mecburiyet var; terkinde azâb ve ikàb vardır. Herkes ona ittibâ'a mükelleftir. Nevâfil kısmında, emr-i istihbâbî ile, yine ehl-i îmân mükelleftir; fakat terkinde azâb ve ikàb yoktur. Fiilinde ve ittibâ'ında azîm sevâblar var; ve tağyîr ve tebdili bid'a ve dalâlettir ve büyük hatâdır. Âdât-ı seniyesi ve harekât-ı müstahsenesi ise, hikmeten, maslahaten, hayat-ı şahsiye ve nev'iye ve ictimâiye itibariyle onu taklid ve ittibâ' etmek gayet müstahsendir. Çünkü herbir hareket-i âdiyesinde çok menfaat-i hayatiye bulunduğu gibi, mütâbaat etmekle, o âdâb ve âdetler ibâdet hükmüne geçer.

Evet, mâdem dost ve düşmanın ittifakıyla, Zât-ı Ahmediye (A.S.M.) mehâsin-i ahlâkın en yüksek mertebelerine mazhardır. Ve mâdem bil'ittifak nev'-i beşer içinde en meşhûr ve mümtâz bir şahsiyettir. Ve mâdem, binler mu'cizâtın delâletiyle ve teşkil ettiği Âlem-i İslâmiyetin ve kemâlâtının şehâdetiyle ve mübelliğ ve tercümân olduğu Kur'ân-ı Hakîmin hakàikının tasdikiyle, en mükemmel bir insan-ı kâmil ve bir mürşid-i ekmeldir. Ve mâdem semere-i ittibâ'ıyla milyonlar ehl-i kemâl, merâtib-i kemâlâtta terakkî edip saâdet-i dâreyne vâsıl olmuşlardır. Elbette o Zâtın sünneti, harekâtı, iktidâ edilecek en güzel nümûnelerdir ve takib edilecek en sağlam rehberlerdir ve düstur ittihàz edilecek en muhkem kanunlardır.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.