Ondokuzuncu Lem'a
Ondokuzuncu Lem'a
İktisad Risalesi
İktisad ve kanâate, isrâf ve tebzîre dairdir.
﴿ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴾
﴿ كُلُوا وَاشْرَبُوا وَلَا تُسْرِفُوا ﴾
Şu âyet-i kerîme, iktisada kat'î emir ve isrâftan nehy-i sarîh sûretinde gayet mühim bir ders-i hikmet veriyor. Şu mes'elede “Yedi Nükte” var.
Birinci Nükte
BİRİNCİ NÜKTE
Hàlık-ı Rahîm, nev'-i beşere verdiği ni'metlerin mukâbilinde şükür istiyor. İsrâf ise şükre zıttır, ni'mete karşı hasâretli bir istihfaftır. İktisad ise, ni'mete karşı ticâretli bir ihtiramdır.
Evet, iktisad, hem bir şükr-ü manevî, hem ni'metlerdeki rahmet-i İlâhiyeye karşı bir hürmet, hem kat'î bir sûrette sebeb-i bereket, hem bedene perhiz gibi bir medâr-ı sıhhat, hem manevî dilencilik zilletinden kurtaracak bir sebeb-i izzet, hem ni'met içindeki lezzeti hissetmesine ve zâhiren lezzetsiz görünen ni'metlerdeki lezzeti tatmasına kuvvetli bir sebebdir. İsrâf ise, mezkûr hikmetlere muhâlif olduğundan, vahîm neticeleri vardır.
İkinci Nükte
İKİNCİ NÜKTE
Fâtır-ı Hakîm, insanın vücûdunu mükemmel bir saray sûretinde ve muntazam bir şehir misâlinde yaratmış. Ağızdakı kuvve-i zâikayı bir kapıcı, a'sâb ve damarları telefon ve telgraf telleri gibi –kuvve-i zâika ile, merkez-i vücûddaki mide ile bir medâr-ı muhâbereleridir– ki, ağıza gelen maddeyi o damarlarla haber verir. Bedene, mideye lüzumu yoksa “Yasaktır!” der, dışarı atar. Bazen de, bedene menfaati olmamakla beraber, zararlı ve acı ise, hemen dışarı atar, yüzüne tükürür.
İşte, mâdem ağızdaki kuvve-i zâika bir kapıcıdır; mide, cesedin idaresi noktasında bir efendi ve bir hâkimdir. O saraya veyâhut o şehre gelen ve sarayın hâkimine verilen hediyenin yüz derece kıymeti varsa,
