İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 94 / 456
94

#### Üçüncü Vecih

ÜÇÜNCÜ VECİH: Eski kozmoğrafya nazarında güneş gezer. Güneşin her otuz derecesini bir burç tâbir etmişler. O burçlardaki yıldızların aralarında birbirine rabtedecek farazî hatlar çekilse, bir tek vaziyet hâsıl olduğu vakit, bazı esed (yani arslan) sûretini, bazı terâzi mânâsına olarak mîzan sûretini, bazı öküz mânâsına sevr sûretini, bazı balık mânâsına hût sûretini göstermişler. O münâsebete binâen o burçlara o isimler verilmiş. Şu asrın kozmoğrafyası nazarında ise, güneş gezmiyor. O burçlar boş ve muattal ve işsiz kalmışlar. Güneşin bedeline küre-i arz geziyor. Öyle ise, o boş, işsiz burçlar ve yukarıdaki muattal dâireler yerine, yerde arzın medâr-ı senevîsinde, küçük mikyâsta o dâireleri teşkil etmek gerektir. Şu hâlde, burûc-u semâviye, arzın medâr-ı senevîsinden temessül edecek. Ve o hâlde küre-i arz her ayda burûc-u semâviyenin birinin gölgesinde ve misâlindedir. Güyâ arzın medâr-ı senevîsi bir âyine hükmünde olarak, semâvî burçlar onda temessül ediyor.

İşte bu vecihle Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, sâbıkan zikrettiğimiz gibi, bir defa علَى الثَّوْرِ bir defa علَى الْحُوتِ demiş. Evet, mu'cizü'l-beyân olan lisân-ı Nübüvvete yakışır bir tarzda, gayet derin ve çok asır sonra anlaşılacak bir hakikate işâreten bir defa علَى الثَّوْرِ demiş. Çünkü, küre-i arz, o suâlin zamanında Sevr Burcu’nun misâlinde idi. Bir ay sonra yine sorulmuş, علَى الْحُوتِ demiş. Çünkü, o vakit küre-i arz Hût Burcunun gölgesinde imiş.

İşte, istikbâlde anlaşılacak bu ulvî hakikate işâreten ve küre-i arzın vazifesindeki hareketine ve seyahatine îmâen ve semâvî burçlar, güneş itibariyle muattal ve misâfirsiz olduklarına ve hakîki işleyen burçlar ise küre-i arzın medâr-ı senevîsinde bulunduğuna ve o burçlarda vazife gören ve seyahat eden küre-i arz olduğuna remzen, علَى الثَّوْرِ وَالْحُوتِ demiştir.

وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِالصَّوَابِ

Bazı Kütüb-ü İslâmiyede sevr ve hûta dair acîb ve haric-i akıl hikâyeler, ya İsrailiyâttır veya temsîlâttır veya bazı muhaddislerin te'vilâtıdır ki, bazı dikkatsizler tarafından hadîs zannedilerek Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’a isnâd edilmiş.

﴿ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَٓا اِنْ نَس۪ينَٓا اَوْ اَخْطَاْنَا ﴾

﴿ سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَل۪يمُ الْحَك۪يمُ  ﴾

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.