İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 59 / 456
59

o isti'dâd-ı muhabbet-i İlâhiyenin tereşşuhâtıdır. Hattâ insanın mütenevvi' hissiyat-ı şedîdesi, o isti'dâd-ı muhabbetin istihâleleridir ve başka şekillere girmiş reşhalarıdır. Ma'lûmdur ki, insan kendi saâdetiyle mütelezziz olduğu gibi, alâkadar olduğu zâtların saâdetleriyle dahi mütelezziz oluyor. Ve kendini belâdan kurtaranı sevdiği gibi, sevdiklerini de kurtaranı öyle sever.

İşte bu hâlet-i rûhiyeye binâen, insan, eğer her insana ait envâ'-ı ihsânat-ı İlâhiyeden yalnız bunu düşünse ki: “Benim Hàlık’ım beni zulümât-ı ebediye olan ademden kurtarıp bu dünyada bir güzel dünyayı bana verdiği gibi, ecelim geldiği zaman beni i'dâm-ı ebedî olan ademden ve mahvdan yine kurtarıp bâkî bir âlemde ebedî ve çok şa'şaalı bir âlemi bana ihsân ve o âlemin umum envâ'-ı lezâiz ve mehâsininden istifade edecek ve cevelân edip tenezzüh edecek zâhirî ve bâtınî hàssaları, duyguları bana in'âm ettiği gibi, çok sevdiğim ve çok alâkadar olduğum bütün akàrib ve ahbab ve ebnâ-yı cinsimi dahi öyle hadsiz ihsânlara mazhar ediyor ve o ihsânlar bir cihette bana ait oluyor. Zîra onların saâdetleriyle mes'ûd ve mütelezziz oluyorum. Mâdem اَلْاِنْسَانُ عَبِيدُ الْاِحْسَانِ sırrıyla, herkeste ihsâna karşı perestiş var. Elbette böyle hadsiz ebedî ihsânata karşı, kâinât kadar bir kalbim olsa, o ihsâna karşı muhabbetle dolmak iktiza eder ve doldurmak isterim. Ben bilfiil o muhabbeti etmezsem de, bil'isti'dâd, bil'îmân, binniyet, bilkabûl, bittakdir, bil'iştiyak, bil'iltizam, bil'irâde sûretinde ediyorum.” diyecek. Ve hâkezâ...

Cemâl ve kemâle karşı insanın göstereceği muhabbet ise, icmâlen işâret ettiğimiz ihsâna karşı muhabbete kıyâs edilsin. Kâfir ise, küfür cihetiyle, hadsiz bir adâvet eder. Hattâ kâinâta ve mevcûdâta karşı zâlimâne ve tahkîrkârâne bir adâvet taşıyor.

İkinci Nokta

İKİNCİ NOKTA: Muhabbetullâh, ittibâ'-ı Sünnet-i Muhammediye Aleyhissalâtü Vesselâm’ı istilzam eder. Çünkü Allah’ı sevmek, onun marziyâtını yapmaktır. Marziyâtı ise, en mükemmel bir sûrette zât-ı Muhammediyede (A.S.M.) tezâhür ediyor. Zât-ı Ahmediyeye (A.S.M.) harekât ve ef'âlde benzemek iki cihetledir.

Birisi: Cenâb-ı Hakk’ı sevmek cihetinde emrine itâat ve marziyâtı dâiresinde hareket etmek, o ittibâ'ı iktiza ediyor. Çünkü bu işte en mükemmel imâm, zât-ı Muhammediyedir (A.S.M.).

İkincisi: Mâdem Zât-ı Ahmediye (A.S.M.) insanlara olan hadsiz ihsânat-ı İlâhiyenin en mühim bir vesilesidir; elbette Cenâb-ı Hak hesabına hadsiz bir muhabbete lâyıktır. İnsan sevdiği zâta eğer benzemek kàbilse,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.