İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 42 / 456
42

Birincisi

BİRİNCİSİ: Bu bîçâre Said’dir. Her ne vakit hizmete fütûr verir, “neme lâzım” deyip hususî, nefsime ait işlerle meşgul olduğum zaman tokat yemişim. Hem de kanâatim geliyor ki, ihmalimden tokat yedim. Çünkü, hangi maksadım beni iğfale sevk etmişse, onun aksi ile tokat yerdim. Sâir hàlis arkadaşlarımın da yedikleri şefkat tokatları, dikkat ede ede, benim gibi, hangi maksad için ihmal etmişse, onun aksiyle şefkat tokatlarını yediklerinden, kanâatimiz gelmiş ki, o hâdiseler Hizmet-i Kur'âniyenin kerâmetindendir.

Meselâ, bu bîçâre Said, Van’da ders-i hakàik-ı Kur'âniye ile meşgul olduğum mikdarca, Şeyh Said hâdisâtı zamanında vesveseli hükûmet, hiçbir cihette bana ilişmedi ve ilişemedi. Vaktâ ki “neme lâzım” dedim, kendi nefsimi düşündüm, âhiretimi kurtarmak için Erek Dağında harâbe mağara gibi bir yere çekildim. O vakit sebebsiz beni aldılar, nefyettiler. Burdur’a getirildim.

Orada yine Hizmet-i Kur'âniyede bulunduğum mikdarca –o vakit menfîlere çok dikkat ediliyordu; her akşam isbât-ı vücûd etmekle mükellef oldukları hâlde– ben ve hàlis talebelerim müstesnâ kaldık. Ben hiçbir vakit isbât-ı vücûda gitmedim, hükûmeti tanımadım. Oranın vâlisi, oraya gelen Fevzi Paşaya şikâyet etmiş. Fevzi Paşa demiş: “Ona ilişmeyiniz, hürmet ediniz.” Bu sözü ona söylettiren, Hizmet-i Kur'âniyenin kudsiyetidir. Ne vakit nefsimi kurtarmak, yalnız âhiretimi düşünmek fikri bana galebe etti, Hizmet-i Kur'âniyede muvakkat fütûr geldi, aksi maksadımla tokat yedim. Yani, bir menfâdan diğerine, Isparta’ya gönderildim.

Isparta’da yine hizmet başına geçtim. Yirmi gün geçtikten sonra bazı korkak insanların ihtarlarıyla, “Belki bu vaziyeti hükûmet hoş görmeyecek. Bir parça teennî etsen daha iyi olur” dediler. Bende, tekrar yalnız kendimi düşünmek hâtırası kuvvet buldu. “Aman, halklar gelmesin” dedim. Yine o menfâdan dahi üçüncü nefiy olarak Barla’ya verildim.

Barla’da ne vakit bana fütûr gelmiş ise, yalnız kendimi düşünmek hâtırası kuvvet bulmuş ise, bu ehl-i dünyanın yılanlarından, münâfıklarından birisi bana musallat olmuş. Bu sekiz senede seksen hâdiseyi, kendi başımdan geçtiği için hikâye edebilirim. Usandırmamak için kısa kesiyorum.

Ey kardeşlerim! Başıma gelen şefkat tokatlarını söyledim. Sizlerin de başınıza gelen şefkat tokatlarını, izin verirseniz ve helâl etseniz, söyleyeceğim. Gücenmeyiniz. Gücenen olursa ismini tasrîh etmeyeceğim.

İkincisi

İKİNCİSİ: Öz kardeşim ve en birinci ve yüksek ve fedâkâr bir talebem olan Abdülmecîd’in Van’da güzel bir evi vardı. İdaresi yerinde, hem muallim idi. Hizmet-i Kur'âniyenin daha revâclı bir yeri olan hududa

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.