İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 219 / 456
219

zevkli ni'met-i İlâhiyeyi hissedip şükreder miydin?” Elbette şükür değil, belki düşünmeyecektin; şuûrsuz, o sıhhati gaflete, belki sefâhete sarf ederdin.

Sekizinci Devâ

SEKİZİNCİ DEVÂ

Ey âhiretini düşünen hasta! Hastalık, sabun gibi, günahların kirlerini yıkar, temizler. Hastalıklar keffâretü'z-zünûb olduğu hadîs-i sahîhle sâbittir. Hem hadîste vardır ki: “Ermiş ağacı silkmekle, nasıl meyveleri düşer; îmânlı bir hastanın titremesi de öyle günahları silker.”

Günahlar, hayat-ı ebediyede dâimî hastalıklardır; bu hayat-ı dünyeviyede dahi kalb, vicdân, rûh için manevî hastalıklardır. Sen eğer sabredip şekvâ etmezsen, şu muvakkat bir hastalık ile dâimî pek çok hastalıklardan kurtuluyorsun.

Eğer günahları düşünmüyorsan, yâhut âhireti bilmiyorsan veya Allah’ı tanımıyorsan, sende öyle dehşetli bir hastalık var ki, milyon defa sendeki bu küçük hastalıktan daha büyüktür. Ondan feryâd et.

Çünkü, bütün dünyanın mevcûdâtıyla kalbin, rûhun ve nefsin alâkadardır. Mütemâdiyen firâk ve zevâl ile o alâkalar kesilip, sende hadsiz yaralar açılır. Bâhusus Âhireti bilmediğin için, ölümü i'dâm-ı ebedî tahayyül ettiğinden, âdeta, güyâ yara bere içinde, dünya kadar hastalıklı bir vücûdun var.

İşte en evvel, hadsiz yaralı ve hastalıklı bu büyük manevî vücûdun hadsiz hastalıklarına kat'î ilâç ve kat'î şifâ verici bir tiryâk olan îmân ilâcını aramak ve i'tikàdını düzeltmek gerektir ki, o ilâcı bulmakta en kısa yol, bu maddî hastalığın yırttığı gaflet perdesinin altında sana gösterdiği aczin ve za'fın penceresiyle, bir Kadîr-i Zülcelâl’in kudretini ve rahmetini tanımaktır.

Evet, Allah’ı tanımayanın, dünya dolusu belâ başında vardır. Allah’ı tanıyanın dünyası nurla ve manevî sürûrla doludur; derecesine göre, îmân kuvvetiyle hisseder. Bu îmândan gelen manevî sürûr ve şifâ ve lezzet altında, cüz'î, maddî hastalıkların elemi erir, ezilir.

Dokuzuncu Devâ

DOKUZUNCU DEVÂ

Ey Hàlık’ını tanıyan hasta! Hastalıklardaki elem ve tevahhuş ve korkmak ise, hastalık bazen ölüme vesile olduğu cihetindendir. Ölüm, nazar-ı gaflet ve zâhirî cihetinde dehşetli olduğundan, ona vesile olabilen hastalıklar korkutuyor, telâş veriyor.

Evvelâ bil ve kat'î îmân et ki: Ecel mukadderdir, tağayyür etmez. Çok ağır hastaların başında ağlayanlar ve sıhhatleri yerinde olanlar ölmüşler, o ağır hastalar şifâ bulup yaşamışlar.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.