İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 283 / 456
283

Bu Da Güzeldir

“BU DA GÜZELDİR”

اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ اَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَارَسُولَ اللّٰهِ cümlesi namaz tesbihâtında okunurken, inkişaf eden latîf bir nükteyi uzaktan uzağa gördüm. Tamamını tutamadım; fakat işâret nev'inden bir-iki cümlesini söyleyeceğim.

Gördüm ki; gece âlemi, dünyanın yeni açılmış bir menzili gibidir. Yatsı namazında o âleme girdim. Hayâlin fevkalâde inbisatından ve mâhiyet-i insaniyenin bütün dünya ile alâkadarlığından, koca dünyayı, o gecede bir menzil gibi gördüm. Zîhayatlar ve insanlar o derece küçüldüler, görünmeyecek derecede küçüldüler. Yalnız o menzili şenlendiren ve ünsiyetlendiren ve nurlandıran tek şahsiyet-i maneviye-i Muhammediyeyi (A.S.M.) hayâlen müşâhede ettim. Bir adam yeni bir menzile girdiği zaman menzildeki zâtlara selâm ettiği gibi, “Binler selâm (Hâşiye) [^1] sana, yâ Resûlallâh!” demeye bir arzuyu içimde coşar buldum. Güyâ bütün ins ve cinnin adedince selâm ediyorum. Yani, sana tecdîd-i bîat edip, memuriyetini kabûl ve getirdiğin kanunlarına itâat ve evâmirine teslîm ve taarruzumuzdan selâmet bulacağını selâm ile ifâde edip, benim dünyamın eczâları ve zîşuûr mahlûkları olan umum cin ve insi konuşturup, herbirerlerinin nâmına bir selâmı, mezkûr mânâlarla takdim ettim.

[^1]: (Hâşiye) Zât-ı Ahmediyeye gelen rahmet, umum ümmetin ebedî zamandaki ihtiyacâtına bakıyor. Onun için, gayr-ı mütenâhî salât, yerindedir. Acaba, dünya gibi koca, büyük ve gafletle karanlıklı, vahşetli ve hàlî bir hâneye birisi girse, ne kadar tedehhüş, tevahhuş, telâş eder. Ve birden o hâneyi tenvir ederek enîs, mûnis, habîb, mahbûb bir Yâver-i Ekrem, sâdırda görünüp o hânenin Mâlik-i Rahîm-i Kerîmini, o hânenin her eşyasıyla ta'rif edip tanıttırsa, ne kadar sevinç, ünsiyet, sürûr, ışık, ferâh verdiğini kıyâs ediniz. Zât-ı Risaletteki salavâtın kıymetini ve lezzetini takdir ediniz!

Hem o getirdiği nur ve hediye ile benim bu dünyamı tenvir ettiği gibi, herkesin bu dünyadaki dünyalarını tenvir ediyor, ni'metlendiriyor diye o hediyesine şâkirâne bir mukàbele nev'inden, “Binler salavât sana insin!” dedim. Yani, “Senin bu iyiliğine karşı biz mukàbele edemiyoruz. Belki Hàlık’ımızın hazine-i rahmetinden gelen ve semâvât ehlinin adedince rahmetler sana gelmesini niyâz ile şükrânımızı izhâr ediyoruz” mânâsını hayâlen hissettim.

O Zât-ı Ahmediye (A.S.M.), ubûdiyeti cihetiyle, halktan Hakka teveccühü hasebiyle, rahmet mânâsındaki salâtı ister. Risaleti cihetiyle, Haktan halka elçiliği haysiyetiyle selâm ister. Nasıl ki cin ve ins adedince selâma lâyık ve cin ve ins adedince umumî tecdîd-i bîatı takdim ediyoruz.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.