Öyle de, semâvât ehli adedince, hazine-i rahmetten, herbirinin nâmına bir salâta lâyıktır. Çünkü getirdiği nur ile herbir şeyin kemâli görünür ve herbir mevcûdun kıymeti tezâhür eder ve herbir mahlûkun vazife-i Rabbâniyesi müşâhede olunur ve herbir masnû'daki makàsıd-ı İlâhiye tecellî eder. Onun için, herbir şey, lisân-ı hâl ile olduğu gibi, lisân-ı kàli de olsaydı, “Essalâtü vesselâmü aleyke yâ Resûlallâh!” diyecekleri kat'î olduğundan, biz umum onların nâmına,
اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ اَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللّٰهِ بِعَدَدِ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ وَبِعَدَدِ الْمَلَكِ وَالنُّجُومِ
ma'nen deriz.
فَيَكْفِيكَ اَنَّ اللّٰهَ صَلّٰى بِنَفْسِهِ ❀ وَ اَمْلَاكَهُ صَلَّتْ عَلَيْهِ وَسَلَّمَتْ
Said Nursî ∗∗∗
Azîz kardeşim,
Vahdetü'l-Vücûda dair bir parça izâhat istiyorsunuz. Bu mes'eleye dair Otuzbirinci Mektûbun bir lem'asında, Hazret-i Muhyiddin’in bu mes'eledeki fikrine karşı gayet kuvvetli ve izâhlı bir cevab vardır. Şimdilik bu kadar deriz ki:
Bu mes'ele-i vahdetü'l-vücûdu şimdiki insanlara telkin etmek, ciddi zarar verir. Nasıl ki teşbihât ve temsîller, hàvâssın elinden avâmın eline ve ilmin elinden cehlin eline girse, hakikat telâkki edilir. (Hâşiye) [^2] Öyle de, vahdetü'l-vücûd mes'elesi gibi hakàik-ı ulviye, ehl-i gaflet ve esbâb içine dalan avâmlara girse, tabiat telâkki edilir ve üç mühim zarar verir.
[^2]: (Hâşiye) Nasıl ki iki melâike (teşbihin sırrı münâsebetiyle Sevr ve Hût tesmiye edilen), avâmca koca bir öküz ve koca bir balık telâkki edilmiştir.
BİRİNCİSİ: Vahdetü'l-Vücûdun meşrebi, Cenâb-ı Hak hesabına kâinâtı âdeta inkâr etmek iken, avâma girdikçe, gâfil avâmlara, hususan maddiyûn fikirleriyle âlûde olan fikirlere girdikçe, kâinât ve maddiyât hesabına Ulûhiyeti inkâr yoluna gider.
İKİNCİSİ: Vahdetü'l-Vücûd meşrebi, mâsivâ-yı İlâhînin Rubûbiyetini o derece şiddetle reddeder ki, mâsivâyı inkâr ve ikiliği ref'ediyor. Değil nüfûs-u emmârenin, belki herbir şeyin müstakil vücûdunu görmemek iken, bu zamanda fikr-i tabiatın istilâsıyla ve gurur ve enâniyetin nefs-i emmâreyi şişirmesiyle ve âhireti ve Hàlık’ı bir derece unutmak cihetiyle
