İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 363 / 456
363

Mâdem bu esâslı kaideler, herşeyde derecesine göre cereyan ediyor; elbette Cemîl-i Mutlak olan Zât-ı Kayyûm-u Zülcelâl’in binbir Esmâ-i Hüsnâsından herbir ismin, kâinâtın şehâdetiyle ve cilvelerinin delâletiyle ve nakışlarının işâretiyle, herbirisinin herbir mertebesinde hakîki bir hüsün, hakîki bir kemâl, hakîki bir cemâl ve gayet güzel bir hakikat, belki herbir ismin herbir mertebesinde hadsiz envâ'-ı hüsünle hadsiz hakàik-ı cemîle vardır.

Mâdem bu esmânın kudsî cemâllerini irâe eden âyineleri ve güzel nakışlarını gösteren levhaları ve güzel hakikatlerini ifâde eden sahifeleri bu mevcûdâttır ve bu kâinâttır.

Elbette o dâimî ve bâkî esmâ, hadsiz cilvelerini ve nihâyetsiz mânidâr nakışlarını ve kitaplarını, hem müsemmâları olan Zât-ı Kayyûm-u Zülcelâl’in nazar-ı müşâhedesine, hem hadd ü hesaba gelmeyen zîrûh ve zîşuûr mahlûkatın nazar-ı mütâlaasına göstermek ve nihâyetli, mahdûd bir şeyden nihâyetsiz levhaları ve bir tek şahıstan pek çok şahısları ve bir hakikatten pek kesretli hakikatleri göstermek için, o aşk-ı mukaddes-i İlâhîye istinâden ve o sırr-ı Kayyûmiyete binâen, kâinâtı umumen ve mütemâdiyen cilveleriyle tazelendiriyorlar, değiştiriyorlar.

Dördüncü Şuâ

DÖRDÜNCÜ ŞUÂ

Kâinâttaki hayret-nümâ fa'âliyet-i dâimenin hikmetinin üçüncü şûbesi şudur ki:

Herbir merhamet sâhibi, başkasını memnun etmekten mesrûr olur.

Herbir şefkat sâhibi, başkasını mesrûr etmekten memnun olur.

Herbir muhabbet sâhibi, sevindirmeye lâyık mahlûkları sevindirmekle sevinir.

Herbir âlîcenab zât, başkasını mes'ûd etmekle lezzet alır.

Herbir âdil zât, ihkàk-ı hak etmek ve müstehaklara ceza vermekte hukuk sâhiblerini minnetdâr etmekle keyiflenir.

Hüner sâhibi herbir san'atkâr, san'atını teşhîr etmekle ve san'atının tasavvur ettiği tarzda işlemesiyle ve istediği neticeleri vermesiyle iftihar eder.

İşte bu mezkûr düsturların herbiri birer kaide-i esâsiyedir ki, kâinâtta ve âlem-i insaniyette cereyan ediyorlar. Bu kaidelerin esmâ-i İlâhiyede cereyan ettiklerini gösteren üç misâl, Otuzikinci Sözün İkinci Mevkıfında izâh edilmiştir. Bir hülâsası bu makamda yazılması münâsib olduğundan deriz:

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.