İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 30 / 456
30

Birincisi

BİRİNCİSİ: ﴾  لَقَدْ صَدَقَ اللّٰهُ رَسُولَهُ الرُّؤْيَا ﴿ ilâ âhir... Feth-i Mekke’yi vukû'undan evvel kat'iyyetle haber veriyor. İki sene sonra, haber verdiği tarzda vukû' bulmuştur.

İkincisi

İKİNCİSİ: ﴾ فَجَعَلَ مِنْ دُونِ ذٰلِكَ فَتْحًا قَر۪يبًا ﴿ ifâde ediyor ki:

Sulh-u Hudeybiye, çendan zâhirî İslâm aleyhinde görülmüş ve Kureyşîler bir derece gâlib görünmüş olduğu hâlde, ma'nen, Sulh-u Hudeybiye manevî büyük bir fetih hükmünde olacak ve sâir fütûhâtın da anahtarı olacak diye ihbar ediyor.

Filhakîka, Sulh-u Hudeybiye ile, çendan maddî kılınç kılıfına muvakkaten konuldu. Fakat Kur'ân-ı Hakîmin bârika-âsâ elmas kılıncı çıktı; kalbleri, akılları fethetti. Musâlaha münâsebetiyle birbiriyle ihtilât ettiler. Mehâsin-i İslâmiyet, envâr-ı Kur'âniye, inâd ve taassubât-ı kavmiye perdelerini yırtarak, hükmünü icra ettiler. Meselâ, bir dâhiye-i harb olan Hâlid bin Velîd ve bir dâhiye-i siyaset olan Amr İbnü'l-Âs gibi, mağlûbiyeti kabûl etmeyen zâtlar, Sulh-u Hudeybiye ile cilvesini gösteren seyf-i Kur'ânî onları mağlûb edip, Medine-i münevvereye kemâl-i inkıyad ile İslâmiyete gerden-dâde-i teslîm olduktan sonra, Hazret-i Hâlid, bir “Seyfullâh” şekline girdi ve fütûhât-ı İslâmiyenin bir kılıncı oldu.

MÜHİM BİR SUÂL: Fahrü'l-Âlemîn ve Habîb-i Rabbü'l-Âlemîn Hazret-i Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın Sahâbelerinin, müşrikîne karşı Uhud’un nihâyetinde ve Huneyn’in bidâyetinde mağlûbiyetinin hikmeti nedir?

ELCEVAB: Müşrikler içinde, o zamanda saff-ı Sahâbede bulunan ekâbir-i Sahâbeye istikbâlde mukâbil gelecek Hazret-i Hâlid gibi çok zâtlar bulunduğundan, şânlı ve şerefli olan istikbâlleri nokta-i nazarında bütün bütün izzetlerini kırmamak için, Hikmet-i İlâhiye, hasenât-ı istikbâliyelerinin bir mükâfât-ı muaccelesi olarak mâzide onlara vermiş, bütün bütün izzetlerini kırmamış. Demek mâzideki Sahâbeler, müstakbeldeki Sahâbelere karşı mağlûb olmuşlar. Tâ o müstakbel Sahâbeler, berk-ı süyûf korkusuyla değil, belki bârika-i hakikat şevkiyle İslâmiyete girsin ve o şehâmet-i fıtriyeleri çok zillet çekmesin.

Üçüncüsü

ÜÇÜNCÜSÜ: ﴾  لَا تَخَافُونَ ﴿ kaydıyla ihbar ediyor ki: “Sizler emniyet-i mutlaka içinde Kâbe’yi tavâf edeceksiniz.” Hâlbuki, Cezîretü'l-Arab’daki bedevî akvâm, çoğu düşman olmakla beraber, Mekke etrafı ve Kureyş kabilesi kısm-ı a'zamı düşman iken, “Yakın bir zamanda, hiç havf hissedilmezken Kâbe’yi tavâf edeceksiniz” ihbarıyla, Cezîretü'l-Arab’ı

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.