İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 149 / 456
149

rızka koşmaları, hırsın büyük zararını ve kanâatin azîm menfaatini gösterir.

Hem zaîf umum yavruların lisân-ı hâlleriyle kanâatleri, süt gibi latîf bir gıdânın, ummadığı bir yerden onlara akması ve canavarların hırs ile noksan ve mülevves rızıklarına saldırması, da'vâmızı parlak bir sûrette isbât ediyor.

Hem semiz balıkların vaziyet-i kanâatkârânesi, mükemmel rızıklarına medâr olması ve tilki ve maymun gibi zekî hayvanların hırs ile rızıkları peşinde dolaşmakla beraber kâfî derecede bulmamalarından cılız ve zaîf kalmaları, yine hırs ne derece sebeb-i meşakkat ve kanâat ne derece medâr-ı rahat olduğunu gösterir.

Hem Yahudî milleti hırs ile, ribâ ile, hile dolabı ile rızıklarını zilletli ve sefâletli, gayr-ı meşrû ve ancak yaşayacak kadar rızıklarını bulması ve sahrâ-nişînlerin (yani bedevîlerin) kanâatkârâne vaziyetleri, izzetle yaşaması ve kâfî rızkı bulması, yine mezkûr da'vâmızı kat'î isbât eder.

Hem çok âlimlerin (Hâşiye) [^3] ve edîblerin (Hâşiye-1) [^4] zekâvetlerinin verdiği bir hırs sebebiyle fakr-ı hâle düşmeleri ve çok aptal ve iktidarsızların, fıtrî kanâatkârâne vaziyetleri ile zenginleşmeleri kat'î bir sûrette isbât eder ki, rızk-ı helâl, acz ve iftikàra göre gelir, iktidar ve ihtiyar ile değil. Belki o rızk-ı helâl, iktidar ve ihtiyar ile ma'kûsen mütenâsibdir. Çünkü, çocukların iktidar ve ihtiyarı geldikçe rızkı azalır, uzaklaşır, sakîlleşir. اَلْقَنَاعَةُ كَنْزٌ لَا يَفْنٰى hadîsinin sırrıyla, kanâat bir define-i hüsn-ü maîşet ve rahat-ı hayattır. Hırs ise bir mâden-i hasâret ve sefâlettir.

[^3]:(Hâşiye) İran'ın âdil pâdişahlarından Nûşirevân-ı Âdil'in veziri, akılca meşhûr âlim olan Büzürcmehr'den (Büzürg-Mihr) sormuşlar: "Neden ulemâ, ümerâ kapısında görünüyor da, ümerâ ulemâ kapısında görünmüyor. Hâlbuki; ilim, emâretin fevkındedir?" Cevaben demiş ki: "Ulemânın ilminden, ümerânın cehlindendir." Yani; ümerâ, cehlinden ilmin kıymetini bilmiyorlar ki, ulemânın kapısına gidip ilmi arasınlar. Ulemâ ise, mârifetlerinden mallarının kıymetini dahi bildikleri için ümerâ kapısında arıyorlar. İşte Büzürcmehr, ulemânın arasında fakr ve zilletlerine sebeb olan zekâvetlerinin neticesi bulunan hırslarını, zarîf bir sûrette te'vil ederek nâzikâne cevab vermiştir. Husrev

[^4]:(Hâşiye-1) Bunu te'yid eden bir hâdise: Fransa'da edîblere, iyi dilencilik yaptıkları için dilencilik vesikası veriliyor. Süleyman Rüştü

Üçüncü Netice

ÜÇÜNCÜ NETİCE: Hırs, ihlâsı kırar, amel-i uhreviyeyi zedeler. Çünkü, bir ehl-i takvânın hırsı varsa, teveccüh-ü nâsı ister. Teveccüh-ü nâsı mürâat eden, ihlâs-ı tâmmı bulamaz. Bu netice çok ehemmiyetli, çok cây-i dikkattir.

Elhâsıl, isrâf, kanâatsizliği intac eder. Kanâatsizlik ise, çalışmanın şevkini kırar, tenbelliğe atar, hayatından şekvâ kapısını açar, mütemâdiyen

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.