İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 123 / 456
123

ve her günde otuz bin cenazeyi gösteren mevtin îkazâtıyla o gaflet perdesi parçalanıyor. Ecnebîlerin tâğutlarıyla ve fünûn-u tabîiyeleriyle dalâlete gidenlere ve onları körü körüne taklid edip ittibâ' edenlere binler nefrîn ve teessüfler!

Ey bu vatan gençleri! Frenkleri taklide çalışmayınız! Âyâ, Avrupa’nın size ettikleri hadsiz zulüm ve adâvetten sonra, hangi akıl ile onların sefâhet ve bâtıl efkârlarına ittibâ' edip emniyet ediyorsunuz? Yok! Yok! Sefîhâne taklid edenler, ittibâ' değil, belki şuûrsuz olarak onların safına iltihak edip kendi kendinizi ve kardeşlerinizi i'dâm ediyorsunuz. Âgâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittibâ' ettikçe, hamiyet da'vâsında yalancılık ediyorsunuz! Çünkü şu sûrette ittibâ'ınız, milliyetinize karşı bir istihfaftır ve millete bir istihzâdır!

هَدٰينَا اللّٰهُ وَاِيَّاكُمْ اِلٰى الصِّرَاطِ الْمُسْتَقِيمِ

Altıncı Nota

ALTINCI NOTA

Ey kâfirlerin çokluklarından ve onların bazı hakàik-ı îmâniyenin inkârındaki ittifaklarından telâşa düşen ve i'tikàdını bozan bîçâre insan! Bil ki, kıymet ve ehemmiyet, kemiyette ve aded çokluğunda değil. Çünkü, insan eğer insan olmazsa, şeytan bir hayvana inkılâb eder. İnsan, bazı frenkler ve frenk-meşrebler gibi ihtirasat-ı hayvaniyede terakkî ettikçe, daha şiddetli bir hayvaniyet mertebesini alır. Sen görüyorsun ki, hayvanatın kemiyet ve aded itibariyle hadsiz bir çokluğu varken, ona nisbeten insan gayet az iken, umum envâ'-ı hayvanat üstünde sultan ve halife ve hâkim olmuştur.

İşte, muzır kâfirler ve kâfirlerin yolunda giden sefîhler, Cenâb-ı Hakk’ın hayvanatından bir nev'i habîslerdir ki, Fâtır-ı Hakîm onları dünyanın imâreti için halk etmiştir. Mü'min ibâdına ettiği ni'metlerin derecelerini bildirmek için, onları bir vâhid-i kıyâsî yapıp, âkıbetinde, müstehak oldukları Cehenneme teslîm eder.

İşte, küffarın ve ehl-i dalâletin bir hakikat-i îmâniyeyi inkâr ve nefyetmelerinde kuvvet yoktur. Çünkü, nefiy sırrıyla, ittifakları kuvvetsizdir. Bin nefyediciler, bir tek hükmündedir. Meselâ, bütün İstanbul ahâlisi, Ramazan’ın başında ayı görmediğinden nefyetse, iki şâhidin isbâtıyla o cemm-i gafîrin nefiy ve ittifakı sukùt eder. Mâdem küfrün ve dalâletin mâhiyeti nefiydir ve inkârdır, cehildir ve ademdir; küffarın kesret ile ittifakı ehemmiyetsizdir. Ehl-i hakkın, hak ve sâbit ve sübûtu isbât olunan mesâil-i îmâniyede, şühûda istinâd eden iki mü'minin hükmü, hadsiz o ehl-i dalâletin ittifakına râcih olur, galebe eder.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.