| | |
|:-:|:-:|
|idare edildiğini anlayamadıklarından, madde ve kuvveti ezelî tevehhüm etmeleriyle açtıkları inkâr-ı Ulûhiyet mesleklerindeki yollarının içyüzünü gösteren ve hak ve hakikat mesleğinin letâfetli yüzünü sırr-ı Kayyûmiyetin tecellî-i a'zamıyla izâh edip, bütün güzelliğiyle meydâna çıkaran gayet dakîk ve çok amîk ve pek geniş bir ifâde ile, tabîiyyûn ve maddiyûn mesleklerini ibtal edip, onları techil eden ve utandıran àlî bir beyândır.
İkinci Şuâ: İki Mes'eledir.
BİRİNCİSİ: Had ve hesabsız ecrâm-ı semâviyenin, nihâyetsiz derecede intizam ve mîzan içinde, sırr-ı Kayyûmiyetle kıyâm ve bekà ve devamları ve emr-i kün feyekûn’den gelen emirlere kemâl-i inkıyadları ism-i Kayyûmun a'zamî cilvesine bir ölçü olduğu gibi, herbir zîhayatın cesedini teşkil eden zerrelerin, o cesedin her a'zâsında o a'zâya göre toplanmaları ve sel gibi akan ve fırtınalar içinde çalkalanan unsurların dağılmayarak o cesette muntazaman durmaları ve o emr-i İlâhiyeye inkıyadları, sırr-ı Kayyûmiyeti ilân eden hadsiz diller olduğunu beyân eder.
İKİNCİ MES'ELESİ: Eşyanın sırr-ı Kayyûmiyetle münâsebetdâr fâide ve hikmetlerine işâret eden pek çok envâ'ından üç nev'ine işâret eder.
Birinci Nev'i: Eşyanın kendisine ve insana ve insanın maslahatlarına bakar.
İkinci Nev'i: Hem umum zîşuûrun mütâlaasına bakar, hem Fâtırının esmâsını bildiren birer âyet ve birer kaside olduğunu hadsiz okuyucularına ifâde etmesine bakar.
Üçüncü Nev'i: Doğrudan doğruya Sâni'-i Zülcelâl'e bakar. İşte bu üçüncü nev'ide bir sâniye kadar yaşamak kâfî olmakla beraber, ﴾ رَفَعَ السَّمٰوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا ﴿ âyetinin işâretiyle, Kayyûmiyet-i İlâhiye, hadsiz ecrâma ve nihâyetsiz zerrâta nokta-i istinâd olduğunu ve bilcümle mevcûdâtın keyfiyât ve ahvâlinde binler silsilelerin uçları, ﴾ وَاِلَيْهِ يُرْجَعُ الْاَمْرُ كُلُّهُ ﴿ işâretiyle, sırr-ı Kayyûmiyete bağlı bulunduğunu iş'âr eder.
Üçüncü Şuâ: Hallâkıyet-i İlâhiye ve fa'âliyet-i Rabbâniye içindeki sırr-ı Kayyûmiyetin bir derece inkişafına işâret eden mukaddimelerin birincisi, zaman seylinde mütemâdiyen | |
