| | |
|:-:|:-:|
|olduğunun ve ondaki tasarrufât-ı kudret-i Rabbâniyeye esbâb-ı zâhiriye perde edilmemesinin sırrını izâh ediyor.
Üçüncü Remiz: Kâinâtın neticesi hayat olduğu gibi, hayatın neticesi olan şükür ve ibâdet de, kâinâtın sebeb-i hilkati ve maksûd neticesi olduğundan, kâinâtın Sâni'-i Hayy-ı Kayyûmu, hadsiz ni'metleriyle Kendini zîhayatlara bildirip sevdirmesine mukâbil zîhayatlardan teşekkür istemesi ve sevmesine mukâbil sevmelerini ve kıymetdâr san'atlarına karşı medh ü senâ etmelerini istediğini; ve herbir zîhayatın hayatı doğrudan doğruya, vâsıtasız olarak Zât-ı Hayy-ı Kayyûmun dest-i kudretinde olduğunu bildiriyor.
Dördüncü Remiz: Hayat, îmânın altı erkânı olan
آمَنْتُ بِاللّٰهِ وَمَلٰئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ وَالْيَوْمِ الْاَخِرِ وَبِالْقَدَرِ
rükünlerine bakıp isbât ettiğini o kadar latîf bir tarzda ders veriyor, izâh ediyor ki o belâğat-i ifâde, insanı hayran ediyor.
Beşinci Remiz: Birinci Remzin onaltıncı hàssasında zikredilen, hayat bir şeye girdiği vakit o cesedi bir âlem hükmüne getirdiğini; cüz' ise küll gibi, cüz'î ise küllî gibi bir câmiiyet verdiğini, çok güzelliklerle, gayet şirin bir tarzda izâh ediyor. Hem hâtimesinde, İsm-i A'zam bazı evliyâ için ayrı ayrı olduğunu beyân ediyor.| |
|ALTINCI NÜKTE:Kayyûmiyet-i İlâhiyeye bakan âyetlerin bir nüktesine ve Kayyûm İsm-i A'zamının bir cilve-i a'zamına, muhtasar olarak Beş Şuâ ile işâret eder.
Birinci Şuâ: Bu kâinâtın Hàlık-ı Zülcelâl’i bizâtihi kayyûmdur, dâimdir, bâkîdir. Bütün eşya Onun kayyûmiyetiyle kàimdir, devam eder, vücûdda kalır, bekà bulur. O nisbet-i Kayyûmiyet bir ân kesilse, bütün eşya birden mahvolur. Şerîki ve nazîri yoktur. Maddeden mücerred, mekândan münezzeh, tecezzî ve inkısamı muhâl, tağayyür ve tebeddülü mümteni', ihtiyaç ve aczi imkân haricinde bir zât-ı Akdesin bir kısım cilvelerini, bir kısım ehl-i dalâlet kimseler, zerrâttaki tahavvülât-ı muntazama içinde hissettikleri hayret-engîz hallâkıyet-i İlâhiyenin ve kudret-i Rabbâniyenin cilve-i a'zamının nereden geldiğini bilemediklerinden ve kudret-i Samedâniyenin cilvesinden gelen umumî kuvvetin nereden|[354](/lem’alar/otuzuncu-lem’a/1458/4/317/371#3542)|
