| | |
|:-:|:-:|
|Âlem-i İslâmiyetin maneviyatını teşkil eden kudsî kelimâtı, tesbihâtı, ibâdâtı en evvel bütün mânâlarıyla hissedip yapmasından gelen terakkiyât-ı rûhiyesini düşündürüp, Habîbiyet derecesine çıkan ubûdiyet-i Muhammediyenin (A.S.M.) velâyeti, sâir velâyetlerden ne kadar yüksek olduğunu anlatır. O Zâtın (A.S.M.) had ve nihâyeti olmayan merâtib-i kemâlâtta ne derece terakkî ettiğini bildirir.
ÜÇÜNCÜSÜ: Zât-ı Ferd-i Zülcemâl bütün nev'-i beşer nâmına, belki umum kâinât hesabına zât-ı Muhammediye Aleyhissalâtü Vesselâm’ı Kendine muhâtab ittihàz etmekle, elbette onu hadsiz kemâlâtta hadsiz feyzine mazhar ettiğini; ve şahsiyet-i maneviye-i Muhammediye Aleyhissalâtü Vesselâm, kâinâtın manevî bir güneşi ve bu kâinât denilen Kur'ân-ı Kebîrin âyet-i kübrâsı ve o Furkàn-ı A'zamın ve İsm-i A'zamın ve ism-i Ferdin cilve-i a'zamının bir aynası olduğunu ders verir.| |
|BEŞİNCİ NÜKTE﴿ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴾
﴿ فَانْظُرْ اِلٰٓى آثَارِ رَحْمَتِ اللّٰهِ كَيْفَ يُحْيِى الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَٓا اِنَّ ذٰلِكَ لَمُحْيِى الْمَوْتٰى وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَد۪يرٌ ﴾
âyet-i azîmesiyle,
﴾ اَللّٰهُ لَٓااِلٰهَاِلَّاهُوَ الْحَىُّ الْقَيُّومُ لَا تَاْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ ﴿ âyet-i azîminin bir nüktesi ve Hayy İsm-i A'zamının bir cilvesi olup, muhtasaran Beş Remiz içinde gösterilmiştir.
Birinci Remiz: İsm-i Hayy ve ism-i Muhyî’nin cilve-i a'zamından olan “Hayat nedir? Mâhiyeti ve vazifesi nedir?” suâline karşı, fihristevâri, yirmidokuz mertebede, iki sahife içerisinde, öyle güzel bir sûrette cevab verilerek ta'rif edilmiştir ki, bu nasıl acîb bir izâh, bu nasıl fesâhatli bir tarz-ı beyân, bu nasıl garîb bir tâbirattır ki, misli görülmemiş! İnsan, bu hakikatlerin güzelliklerine meftûn oluyor, hayretinden parmaklarını ısırıyor, daha fevkınde ta'rif tasavvur edilemiyor, takdir ve tahsinler içinde tefekküre dalıyor.
İkinci Remiz: Hayatın yirmidokuz hàssasından yirmiüçüncü hàssasında, hayatın iki yüzünün de şeffâf ve parlak |[342](/lem’alar/otuzuncu-lem’a/1458/4/317/371#3422)|
