| | |
|:-:|:-:|
|BEŞİNCİ DEVÂ:
Bu zamanda, hususan gençler hakkında, hastalık o gençleri gençlik sarhoşluğundan men' ettiği için, onların hakkında o hastalık manevî bir sıhhat ve âfiyet olduğunu haber verir gayet şirin bir devâdır.|[216](/lem’alar/yirmibeşinci-lem’a/1381/4/214/232#2162)|
|ALTINCI DEVÂ:
Musîbetin gitmesiyle manevî bir lezzet geleceğini gösterir. Çünkü, “Elemin zevâli lezzettir” diye, o elemli musîbetler, zevâl ile rûhta bir lezzeti irsiyet bıraktığını, gayet güzel haber verir mühim bir devâdır. Hattâ bu devânın ehemmiyetindendir ki, te'lifâtında iki kere aynı numara tekerrür etmesi ve öylece kaydedilmesi, ehemmiyetini isbât eder.|[217](/lem’alar/yirmibeşinci-lem’a/1381/4/214/232#2172)|
|YEDİNCİ DEVÂ:
Hastalık, insanın sıhhatindeki ni'met-i İlâhiyenin lezzetini kaçırmıyor, bil'akis tattırıyor. Çünkü, bir şey devam etse, te'sirini kaybeder, usanç verir. Hattâ ehl-i hakikat demişler: اِنَّمَا الْاَشْيَاءُ تُعْرَفُ بِاَضْدَادِهَا Yani, herşey zıddıyla bilinir; soğuk olmazsa harâret anlaşılmaz diye, ma'kul ve şirin bir devâdır.|[218](/lem’alar/yirmibeşinci-lem’a/1381/4/214/232#2182)|
|SEKİZİNCİ DEVÂ:
Hastalık, îmânlı bir insanın âhiretini geri bırakmıyor, belki daha ziyâde terakkî ettiriyor. Çünkü, hastalık, sabun gibi, günahları siler, temizler, güzel bir keffâretü'z-zünûb olduğu hadîs-i şerîfle sâbit olduğunu; hem îmânlı olan bir insanın maddî hastalığı, manevî hastalıklardan kurtardığını; şahs-ı zâhirîsinin hatâsıyla şahs-ı manevîsi hasta olduğundan, zâhir hastalığı o hatâlardan geri koyup manevî istiğfara sebeb olduğundan, o maddî hastalık çok büyük bir hazine olduğunu bildirir.|[219](/lem’alar/yirmibeşinci-lem’a/1381/4/214/232#2192)|
|DOKUZUNCU DEVÂ:
Cenâb-ı Hakk’ı tanıyan bir insan için, ölüme sebeb olan hastalıktan korkmak olmadığını; ve ölüm, tanıdığı ve bildiği bütün ehl-i îmân olan ahbablarına kavuşmak olduğunu; hem ölüm mukadder olup, bazen hastaların yanındaki sağ insanların ölmesi ve hastaların sağ kalması; hem ölüm, vazife-i hayattan bir paydos ve bir rahat olduğunu ve ehl-i dalâlet için gayet korkunç bir zulümât-ı ebediye olduğunu bildiren gayet mülâyimâne, güzel bir devâdır.|[219](/lem’alar/yirmibeşinci-lem’a/1381/4/214/232#2192)|
