İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 399 / 456
399

| | |

|:-:|:-:|

|
İkinci Nokta: Şeytan, kusurlu insana kusurunu itiraf etmemek ile istiğfar ve istiâze yolunu kapayıp, enâniyeti tahrîk ederek, avukat gibi nefsini müdafaa ettirir; âdeta nefsini taksirattan takdis ettirmesine mukâbil, herkesi iknâ edecek bir cevaptır. Kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusur bulunduğunu ve kusurunu görmek, kusuru kusurluktan çıkarmak olduğunu beyân eder.
Üçüncü Nokta: İnsanın hayat-ı ictimâiyesini ifsad eden en mühim bir desîse-i şeytaniye, “mü'minin bir tek seyyiesiyle hasenâtını örtmek” ile, o mü'mine karşı adâvet ettirmeye mukâbil, mîzan-ı ekberde adâlet-i mutlaka-i İlâhiyenin tecellîsindeki düstur ile, herkese lüzumlu, hususan hadîdü'l-mîzâc ve müşkül-pesend insanlara, kıymetdâr ve haklı ve kuvvetli bir cevaptır.
İşte, şu risale, Onüç İşâret ile, şeytan-ı insî ve cinnînin on üç hücum yollarını kapadığı gibi, ﴾ قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ ﴿ sûresinin kal'a-i metîninde tahassun etmek için onüç anahtar olup, onüç kapıyı ehl-i îmâna açar.
Şu Hikmetü'l-İstiâze Risalesinin iki mühim kardeşi var. Biri, Yirmidokuzuncu Mektûbun Altıncı risalesi olan Hücumât-ı Sitte mühim bir kale olduğu gibi, ikinci bir kardeşi olan Yirmialtıncı Mektûbun “Hüccetü'l-Kur'âni Ale'ş-Şeytani ve Hizbihi” nâmındaki risalesi dahi bir hısn-ı hasîndir. Bu üç risale birbiriyle münâsebetdârdır. Ve ehl-i îmâna bu zamanda çok lüzumlu olduğunu ihtar ediyorum. Fakat şu risaleler, tamamıyla Kur'ân’a sâdık olanların ellerine verilebilir. Bid'a ve dalâlete tarafdâr veya siyasetçiliğe mübtelâ olanların ellerine vermemek gerektir. Bilhassa Hücumât-ı Sitte, içerisinde Eski Said’in şiddetli lisânı karıştığı için, en hàs ve en sâdık kardeşlerime mahsûstur. Şimdilik hakkı dinlemek ve kabûl etmek isti'dâdında olmayanlara gösterilmemesini tavsiye ediyorum. Hem de, İşârât-ı Seb'a, Hücumât-ı Sitte gibi şimdilik hàvâssa mahsûstur.| |

|ONDÖRDÜNCÜ LEM'A
İki Makamdır.
BİRİNCİ MAKAM: Resûl-i ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’dan sorulmuş ki: “Arz ne üstünde duruyor?” Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm fermân etmiş: علٰى الثَّوْرِ وَالْحُوتِ Yani, “Öküz ve balık üstünde duruyor.” Şu hadîse dair çok münâkaşât vardır. Coğrafyacılar –hâşâ– bu hadîsi inkâr ediyorlar.|[91](/lem’alar/ondördüncü-lem’a/1259/4/91/103#912)|

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.