| | |
|:-:|:-:|
|nebâtî ve hayvanî zîhayatın muntazaman iâşe ve terbiyelerinden; ve sel gibi akan karıştırıcı ve istilâcı unsurların gayet muntazam vazifelerinden; ziyâ ve zulmetin, sıcak ve soğuğun, hayat ve memâtın döğüşmelerine varıncaya kadar bütün eşya öyle bir mîzan-ı adâlet içinde istikbâlden gelip, hâle uğrayarak, mâziye akıp gidiyor ki, fesübhânallâh, insaflı ve dikkatli bir nazarla bu âlem sarayına bakan her ferd-i insan, muhakkak olarak diyecek: “Bu saray-ı âlemin Sâni'i, bu saray-ı âlemi Adl isminin a'zamî tecellîsine mazhar etmekle beraber, hem vâhiddir, hem de öyle mîzan-ı adâletle işler görüyor ki, en ehemmiyetsiz ve en küçük, kıymetsiz telâkki edilen şeylerde dahi şirke yer bırakmıyor ve şirkin bu mîzan-ı adâlete sokulmasına zerre kadar müsâade etmiyor. Hem bu pek hàrika intizam-ı ekmel içindeki gayet hassas mîzan-ı adâlete, elbette bu kâinâtın Sâni'-i Zülcelâl’inden başkası müdâhale edemeyecek.” Hem bütün esbâb o Sâni'-i Zülcelâl’in dest-i kudretinin bir perdesi olduğunu anlayacak. Ve o Sâni'-i Zülcemâl’in hem vâhid olduğuna, hem mevcûdiyetine, hayranlık içinde, güneşin vücûduna inandığı gibi îmân edecek.| |
|ÜÇÜNCÜ NÜKTE:
﴾ اُدْعُ اِلٰى سَب۪يلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ ﴿ âyetinin bir nüktesi ve “Hakem” İsm-i A'zamının bir cilvesi olup, Beş Nokta ile izâh edilmiştir.
Birinci Nokta: İsm-i Hakemin tecellî-i a'zamı şu kâinâtı öyle bir kitab-ı kebîr hükmüne getirmiştir ki, o kitab-ı kebîrin zemin yüzü, bir sahifesi; ve her müzeyyen bahçe, bir satırı; ve her süslü çiçeği ve yapraklı ağacı, bir kelimesi sûretinde halk etmiştir. O hâlde, şu kâinât baştan başa Hakîm-i Zülcelâl’in eserleriyle süslenmiş. Hem Kendi san'atını Kendisi müşâhede edip, hem de nâmütenâhî gözlerle birbirine baktıran; ve birbiri içinde çok deliller ve vecihlerle Nakkàşının vücûduna şehâdet eden ve dâima mîzan ve intizam içinde tazelenen; ve her küçük bir çekirdekte koca bir ağacı derc eden; ve herbir ağaçta koca kâinâtın fihristesini yerleştiren; ve her bahar sahifesini murassa' nişan ve münakkaş hediyelerle süsleyip huzurunda resm-i geçit ettiren; ve her ân bu masnûâtının lisânıyla medh ü senâsını teğannî ettiren bu azametli ve hikmetli kudrete, hangi tesâdüfün haddi var ki, parmak uzatabilsin?|[324](/lem’alar/otuzuncu-lem’a/1458/4/317/371#3242)|
