| | |
|:-:|:-:|
|Kısa bir zamandaki küfre mukâbil hadsiz bir Cehennem azâbının nasıl hakîki adâlet olduğunu beyân eden mukni' bir cevab.| |
|MÂNİDÂR BİR TEVÂFUK-U LATÎFE:
Risale-i Nur’un makbûliyetine ve inâyet-i İlâhiyeye mazhariyetine dair mânâlı tevâfuklar ve masûm kalblere Nurların nasıl aksettiğini anlatan samîmâne, nurlu bir mektûbdur.
∗ ∗ ∗|[288](/lem’alar/yirmisekizinci-lem’a/1437/4/280/295#2882)|
|ZEKÂİ'NİN RÜYASI:
Müjdeli ve mânâlı, hayırlı bir rüyadır.
∗ ∗ ∗|[290](/lem’alar/yirmisekizinci-lem’a/1437/4/280/295#2902)|
|TARAFGİRÂNE VE RİSALE-İ NUR’A RAKÌBÂNE SÖYLENEN SÖZLERE MUKÂBİLDİR:
Risale-i Nur’un yüksekliğini ve makbûliyetini ifâde eden manzûm bir kasidedir.|[291](/lem’alar/yirmisekizinci-lem’a/1437/4/280/295#2912)|
|YİRMİSEKİZİNCİ LEM'ANIN YİRMİSEKİZİNCİ NÜKTESİ:
﴿ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴾
﴿ لَا يَسَّمَّعُونَ اِلٰى الْمَلَاِ الْاَعْلٰى وَيُقْذَفُونَ مِنْ كُلِّ جَانِبٍ ❀ دُحُورًا وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌ ❀ اِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَاَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاِقبٌ ﴾ ﴿ وَلَقَدْ زَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِمَصَاب۪يحَ وَجَعَلْنَاهَا رُجُومًا لِلشَّيَاط۪ينِ ﴾
âyet-i kerîmesinden anlaşıldığı üzere, cüz'î ve bazen şahsî, gaybî hâdiseleri haber almak için, gayet uzak bir mesâfe olan semâvât memleketine câsus şeytanların sokulması; ve o çok geniş memleketin her tarafında o cüz'î hâdisenin bahsi varmış gibi, hangi şeytan olsa, hangi yere sokulsa, yarım yamalak o haberi işitmesi ve getirmesi aklen ve hikmeten nasıl kabûl edilebilir?
Hem âyet-i kerîmeye göre bazı peygamberler ve evliyâlar, semâvâtın üstünde bulunan Cennetin meyvelerini, yakın bir yerden alır gibi alıyormuş ve bazen yakından Cenneti temâşâ ediyorlarmış. Nihâyet derecede uzak bir şeyin, nihâyet derecede yakın olması, bu asrın aklına nasıl sığar?|[292](/lem’alar/yirmisekizinci-lem’a/1437/4/280/295#2922)|
