İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 434 / 456
434

| | |

|:-:|:-:|

|inâyet-i İlâhiye ile bir hakikat inkişaf ederek, Nurların hapishâne dâhilinde ve haricinde intişar ve fütûhâtından dolayı binlerce şükrettiğini; ve rûhuna, “Sen onların zulmü yüzünden hem sevâb, hem fânî saatlerini bâkîleştirmeyi, hem manevî lezzetleri, hem vazife-i ilmiye ve diniyeyi ihlâs ile yapmasını kazanıyorsun” diye ihtar edilmesi üzerine, bütün kuvvetiyle “Elhamdülillâh” diye duâ ettiğini gayet güzel beyân etmektedir.
Bu ricânın sonunda, Risale-i Nur talebeleri, îmân-ı tahkîkî kuvvetiyle, bu vatanın her tarafında anarşistliği durdurduğunu; umumî emniyeti ve âsâyişi muhâfaza ettiklerini; ve yirmi senedir memleketin her tarafındaki Nur talebelerinin hiçbirisinin emniyeti ihlâle dair bir vukûâtlarının bulunmadığını; ve hattâ insaflı bir kısım zâbıta memurlarının, “Nur talebeleri manevî bir zâbıtadır, âsâyişi muhâfazada bize yardım ediyorlar, îmân-ı tahkîkî ile Nur’u okuyan her adamın kafasında bir yasakçı bırakıyorlar, emniyeti te'mine çalışıyorlar” diye olan itiraflarını; ve türlü isnâd ve iftiralarla, Kur'ân ve îmân nuruna sed çekmek isteyenlere karşı, Üstadımızın “Yüz milyon başların fedâ oldukları bir kudsî hakikate, başımız dahi fedâ olsun. Dünyayı başımıza ateş yapsanız, hakikat-i Kur'âniyeye fedâ olan başlar, zındıkaya teslîm-i silâh etmeyecek ve vazife-i kudsiyeden vazgeçmeyecekler inşâallâh!” dediğini beyân etmektedir.| |

|ONALTINCI RİCÂ:
Mahrem ve mühim mecmualar, hususan Süfyâna ve Nur’un kerâmetlerine dair olan risaleler, zamanı gelince neşredilsin diye saklandığı hâlde bir aramada o risaleler bulunduğu yerden çıkarılmış; ve Üstadımız hasta bir hâlde tevkìf edilerek hapishâneye götürüldüğünü; ve Üstadımız müteellim ve Nurlara gelen zarardan müteessir iken, birden inâyet-i İlâhiye imdâda yetişerek, mahrem risaleleri okuyan resmî dâirelerin bir Dershâne-i Nuriye hükmüne geçip, risaleleri takdirle karşıladıklarını; ve yine Denizli hapsinde, ihtiyarlık, hastalık ve masûm arkadaşlara gelen zahmetlerden elem ve teessür içinde iken, birden inâyet-i Rabbâniye yetişerek, hapishâneyi bir Dershâne-i Nuriyeye çevirip, bir Medrese-i Yûsufiye (A.S.) olduğunu isbât ederek, Medresetü'z-Zehrâ kahramanlarının elmas kalemleri ile Nurların intişara başlamasını;|[274](/lem’alar/yirmialtıncı-lem’a/1409/4/233/279#2742)|

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.